english news

Polis eylem yapan gençlere saldırı:
İŞTE KUZEYDEKİ DEMOKRASİ! haberi
YBH Gençlik ve Yurtsever Birlik Hareketi, 5 Nisan tarihindeki saldırılar üzerine birer basın açıklaması yayınlayarak olayı kınadıkları açıkladılar. YBH Gençlik Yürütme Kurulu adına açıklama yapan Murat Kanatlı yasaları çiğneyenlerin yasaları uygulayamayacağını vurgularken, YBH Örgütlenme Sektereri Rasıh Keskiner de açıklamasında polisin takındığı tavırın, çöken, iflas eden rejimin son çırpınışları olduğu belirterek bunun anlamının ‘onların kaybettiklerinin, bizim kazandığımızın göstergesi’ olduğu vurguladı. açıklamalar
Polis Genel Müdürlüğüne iletilen dilekçe

050403_01.JPG
050403_01.JPG
050403_02.JPG
050403_02.JPG
050403_03.JPG
050403_03.JPG
050403_04.JPG
050403_04.JPG
050403_05.JPG
050403_05.JPG
050403_06.JPG
050403_06.JPG
050403_07.JPG
050403_07.JPG
050403_08.JPG
050403_08.JPG
050403_09.JPG
050403_09.JPG
050403_10.JPG
050403_10.JPG
050403_11.JPG
050403_11.JPG
050403_12.JPG
050403_12.JPG
050403_13.JPG
050403_13.JPG
050403_14.JPG
050403_14.JPG
050403_15.JPG
050403_15.JPG
050403_16.JPG
050403_16.JPG
050403_17.JPG
050403_17.JPG
050403_18.JPG
050403_18.JPG
050403_19.JPG
050403_19.JPG
050403_20.JPG
050403_20.JPG
050403_21.JPG
050403_21.JPG
050403_22.JPG
050403_22.JPG
050403_23.JPG
050403_23.JPG
050403_24.JPG
050403_24.JPG
050403_25.JPG
050403_25.JPG
050403_26.JPG
050403_26.JPG
050403_27.JPG
050403_27.JPG
050403_28.JPG
050403_28.JPG
050403_29.JPG
050403_29.JPG
050403_30.JPG
050403_30.JPG

 Kıbrıs Alternatif Haber:

 5 Nisan tarihinde YBH Gençlik, ‘Türkiye bu coğrafyadan sorumludur’ başlığı ile Lefkoşa’daki TC Büyükelçiliği önünde kitlesel bir basın açıklaması yapmak istede ama polis engel oldu. Bunun üzerine kararlılık ortaya koyan gençlere polis yetkisi aşacak şekilde şiddet kullanarak alandan uzaklaştırdı

5 Nisan tarihinde saat 15:00de Lefkoşa’da Merkez Binası yanında toplanan YBH Gençlik üyeleri ve YBH üyesi bir grup, TC Büyükelçiliği önüne giderek bir basın açıklaması yapmak istedi. 15:30’da yolu kullanarak yürüyüşe geçtiler ama 100 m ileride Merkez Bankası yanında polis barikatı ile karşılaşıldı. YBH Gençlik Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı oradaki polis yetkilisine gerekli olan bilgilerin verildiğini ve yasal olarak kendilerinin engelenemeyeceği belirtti. Polis yetkilisinin kendilerine verilen emirin bu olduğunu, şu aşamada Büyükelçilik Binasında TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bulunduğunu ve kendilerine yürüyüş izni vermeyecekleri açıkladı. Bunun üzerine ısrarcı olan gençler oturup yolu trafiğe kapatarak kararlılıkların ortaya koymak istedi ancak polis yetkilerini aşacak şekilde şiddet uygulayarak gençleri Merkez Bankası önündeki kaldırma tartaklayarak taşıdı.

Bir süre burda bekleyen gençler, yolun bir kısmını kapatarak basın açıklamalarını burda okudular. Basın açıklaması öncesinde açıklama yapan Murat Kanatlı, polisin yekilerini aşacak şekilde şiddet uyguladığını kendilerinin yasaların gereklerini yerine getirerek polisi önceden bilgilendirdiklerini ama polisin kendilerine bunun yapılıp  yapılmayacağı ile hiç olumsuzluk iletmemesine rağmen bugün burda barikat kurarak keyfi şekilde engellendiklerini belirtti. Kanatlı, tekrardan geleceklerini ve bu eylemi tekrarlayacaklarını açıkladıktan sonra ‘Türkiye bu coğrafyadan sorumludur’ başlıklı basın açıklamasını okudu. Daha sonra grup ellerindeki ‘Türkiye bu coğrafyadan sorumludur’, ‘Yeni bir Kıbrıs Mümkün’ ve ‘Eşitlik ve Demokrasi hemen şimdi’ yazılı pankartaları ile birlikte Demokrasi Ortaokulu yanındaki büstün bulunduğu yeşil alanda Gül ve heyetinin toplantıdan çıkmasını beklemeye başladılar.

18:00 civarında Büyükelçilikten ayrılan Gül ve Heyeti eylemcilere doğru gelirken civarda bulunan polisler de toplanarak eylemcileri çembere aldılar ve tam Gül geçerken bir kez daha zor kullarak yeşil alan üzerindeki eylemcileri darp ve taciz eden polisler, göstericilerin elindeki dövizlere saldırdılar ama kararlılık gösteren gençler zafer işareti yaparak ‘inadına barış’ sloganlarını atmayı sürdürdüler. Olaylardan sonra gençler ‘kahrolsun faşizm’ ve ‘bu toplum sizle utanç duyuyor’ sloganları attı. Birçok eylemcinin tartaklandığı ve polis tarafından tacize uğradığı bu saldırı sonrası açıklama yapan Kanatlı, bulundukları yer itibaren hiçbir suç teşkil edilmediği halde polisin bu tavrının kabul edilemez olduğu söyledi ve konu ile ilgili Pazartesi günü saat 15:00’de Polis Genel Müdürü Erden Karabağ ile görüşmeye çalışacaklarını ve basının da davet edilerek bizzat polisin yetkilerini aşarak eylemcilerini tartaklamasını ve taciz etmesini ileteceklerini belirtti.

YBH Gençlik tarafından okunan Türkiye bu coğrafyadan sorumludur!’ başlıklı basın açıklaması ise şöyle:

“Geçen yüzyılın başından beridir, şekil değiştirerek devam eden Kıbrıs sorununu çözme amacıyla, Kasım 2002’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu plan üzerinde yapılan görüşmeler, 10 Mart 2003 tarihinde Lahey’de çökmüştür. Son 5 aylık süre içerisinde, Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadığı kadar konuşulmuş, tartışılmış ve özellikle gençlik müthiş bir bilinçlenme dönemi geçirmiştir. Bu planın yarattığı depremle birlikte herkes saflarını belli etmiş, akıllarda yaşanan düşünsel devrim gerçeklerin daha fazla insan tarafından açıkca görülmesini sağlamıştır.

Onlarca yıldır Kıbrıs’ın kuzeyinde:

  • Atanmışların seçilmişlere hükmettiği,

  • Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin ve ona bağlı Yardım Heyetinin bu coğrafyada Türkiye’nin bir ilindeki vali gibi yetkilendirildiği

  • Askerin kışlasında değil günün her anında, yaşamın her alanına ve herşeye müdahale edebildiği

bir ortamda dünyadan tecrit edilmiş halde yaşayan Kıbrıs Türk toplumu çok net olarak Denktaş’ın, çevresindekilerin ve meclisin kendilerini temsil etmediğini ve sadece aldıkları talimatları uyguladıklarını anlamıştır, bu nedenle bizler bu ülkenin kaderinin belirlendiği bugünlerde  doğru adrese yönelmeye karar verdik.

Kıbrıslı gençler olarak bizler, bir kez daha, sorunların rejimin sunduğu seçenekler içinde aranmasının hatalı olduğunu vurguluyoruz.

Rejimin hazırladığı vitrinlerde yer alarak, etkisiz ve yetkisiz görevlere talip olup sorunların çözümlenemeyeceği, uluslararası hukuğun geçersiz olduğu bir coğrafyada yapılacak seçimlerin hiç bir şeyi değiştiremeyeceği gerçeğinin farkında olan biz gençler, “statüko”ya karşı “özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış hemen şimdi!” sloganını yükselterek, umutsuzluğu yaratanlara karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimin tamamen talimatla yönetilen bir idare olduğunu açıkça ortaya koyan onlarca uluslararası döküman, açıklama ve rapor vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye karşı Ahmet An’ın başvurusu ile açılan davanın sonunda verdiği kararda Türkiye’nin adada bulundurduğu askeri gücüyle buradaki tüm politika ve hareketlerden sorumlu olduğunu vurgulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti burda bulundurduğu 30 bin üzerinde askerle ve kontrol ettiği kuzeydeki silahlı güçlerle yaşamın her alanına müdahale etmektedir.

Daha önce Menar’da grev yapan işçilere saldırılmış, onlarca kez haklarını arayanlara karşı acımasızca müdahaleler yapılmıştı. Ve son olarak 25 Mart 2003 tarihindede, Elye köyünde yaşananlar bu coğrafyada demokrasinin var olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. TC Genelkurmayından emiri altındaki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı polis güçleri, yukarıdan gelen talimatlarla, hiçbir yasal dayanağa sahip olmaksızın halkın toplantı yapmasını daha önce onlarca kez olduğu gibi Elye’de de zorbalıkla engellemiş, yıllardır ezilen ve sömürülen kesimlerin temsilcileri olan sendikacıları tutuklayıp mahkemeye vermiştir.

Yaşanan bütün bu olaylar ve çeşitli uluslararası dökümanlarla, Türkiye’nin bu coğrafyada yaşananlardan birinci derecede sorumlu olduğu gün gibi ortadadır.

16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında imzalanan Garanti Anlaşması ile, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin ve toprak bütünlüğünün korunmasını garanti etmişti. Rejimden beslenen grupların gözlerden kaçırmaya çalıştıkları hukuki gerçek tüm dünya’nın gözlerinin önünde durmaktadır. Garanti Antlaşmasına göre, Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumak; yani taksimini veya başka bir ülkeye bağlanmasını engellemekle ve bozulan düzenini yeniden tesis etmekle yükümlüdür. Türkiye’nin garantörlük hakları bunlarla sınırlıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kalktığını varsayarsak, o zaman Türkiye’nin garantörlük haklarının da uluslararası hukuğa göre hiçbir geçerliliği kalmayacaktır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’nin hakimiyeti tartışmasız ortadır. Bu nedenle Türkiye, kuzeydeki rejimin tam yetkili hamisi olarak sorumluluklarını yerine getirmeli ve Kıbrıs’taki sorunun çözümü için gerekli tüm anlaşmaları imzalamalı yada imzalatmaladır.

Kıbrıslı gençlik olarak bizler, uluslararası dayanışma ile gerçekleştirdiğimiz bu eylemle sesimizi duyan herkesin bilmesini istiyoruz ki, köklerimiz asırlık zeytin ağaçları gibi bu toprağı derinden kavramıştır. Gençlik bu adadan göç etmeyecek, yurduna sahip çıkacak ve yırtılan bu haritayı zeytin dallarıyla –bir daha kopmamacasına- birbirine dikecektir. Buna engel olmak isteyen her kim olursa olsun, omuzundaki apolete, altındaki koltuğa, arkasına aldığı güçlere bakılmaksızın karşısında biz Kıbrıslı gençleri bulacaktır...

Bizler bir kez daha umutsuzluğa karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunu haykırıyoruz. Düşlerimizi ve yarınlarımızı karartmaya çalışan ‘umutsuzluk tacirlerine’ hatırlatırız ki, yüreklerimizin yanında, direnmekteki kararlılığımız ve özgürlüğe olan tutkumuzla alanlarda olduğumuz sürece, hiçbir güç ortak vatanımızın yeniden birleştirilmesinin önüne geçemeyecektir.

Bu düşüncelerle bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumlarına bir kez daha Kıbrıs’taki en yetkili taraflardan biri olarak gerekli anlaşmaları imzalayarak yada imzalatarak sorumluluklarını yerine getirmesini istediğimizi vurgularız.”

5 Nisan'daki eylem için Türkçe ve İngilizce çağrı metinleri ve bildirisi

ybh gençlik ana sayfası