Kıbrıs’ta demokrasi, özgürlükler ve hukuğun üstünlüğü bir kez daha sınfta kaldı ve seçimden değişim çıkarma iddiasındakilere rejimden net cevap:
BU DÜZENİN GERÇEK ADI: BASKI, ŞİDDET, MİLİTARİZM, DİKTATÖRLÜK
Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif’in Limnidi’deki kampına polis müdahale etmeye çalışarak kampçıları taciz etti, baskılar üzerine Kıbrıslı Rumlar kampda kalamadı, Kıbrsılı Türkler geceyi kamp alanında geçirdi...
Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif adına SİM FM’e konuşan Murat Kanatlı: “Yasal olarak kamp yapıp lokantadan hizmet karşılığı fatura almamıza engel yok... Kumarcıların gecelemesine tahammül gösterenler, barış için kamp yapanlara tolere edemiyor... Bu da ülkemizde demokrasinin durumunu gösterir... Demorkatik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız... Biz her türlü savaşa ve zora dayalı işgale karşıyız... “
(Kıbrıs Alternatif Haber)
Steven Spielberg’in “Minority Report” filmini görmemişseniz, Kıbrıs’ın kuzeyinde benzer bir durumun sahnelendiğine tanık olabilirsiniz: Limnidi’de (Yeşilırmak) Dillirga Restorant’ın piknik alanında kamp yapmaya giden Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif, Kıbrıs’ın kuzeyinde polisce aynen “Azınlık Raporu” filminde olduğu gibi “potansiyel suçlu” muamelesi görerek, yasal hiçbir engel olmadığı halde, kendilerine karşı “polis operasyonu” yapılacağı duyuruldu.
Barış kampı için biraraya gelen insiyatif üyelerine polis “potansiyel suçlu” muamelesi yapmakla kalmadı, bu akşam saat 22.30’da Polis Genel Müdürlüğü’nün barış kampına karşı “operasyon” yapacağını da duyurdu...
“MINORITY REPORT” FİLMİNİ ARATMIYOR!
2002 yılında Philip K. Dick’in kısa bir öyküsünden Steven Spielberg’in yönettiği “Minority Report – Azınlık Raporu” filminde poliste yer alan “Suç-Öncesi Birimi”, henüz suçlar işlenmeden, “potansiyel suçluları” saptayrak polisi alarma geçiriyordu... Bu sabah Limnidi’de (Yeşilırmak) kamp yapmaya giden Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslırumlar da benzer bir “potansiyel suçlu” muamelesiyle karşılaştılar...
GKK’NIN SİVİL İŞLER DAİRESİ DE DEVREDE!...
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Sivil İşler Dairesi’nin yanısıra sivil polis ve resmi polisin kamp yapmaya gelmesini bekledikleri İnsiyatif üyelerine “Bu gece bu alanda kalamayacakları, kalırlarsa suç işlemiş olacakları” duyuruldu. Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif üyeleri ise, iki toplumdan insanların Limnidi’de bir kamp alanında kamp yapmasının yasalara göre “suç” teşkil etmediğini belirtmişlerse de, polis bu kez “Bu akşam saat 22.30’da Polis Genel Müdürlüğü’nün Limnidi’de kampçılara karşı operasyon yapacağını” duyurdu. Polis, öğle yemeğine oturan onlarca Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumu da bir kısmını yemekten kaldırarak kendilerine bu kararı “tebliğ” etmeye girişerek, kampçılara tacizini sürdürdü...
KANATLI: DEMOKRASİNİN DURUMU BELLİ!
Konuyla ilgili olarak Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif adına Cumartesi günü, SİM FM’in 16.00 haberlerinde konuşan Murat Kanatlı, sabah saat 10.00’da başlayan kampa 80 civarında katılımcı beklediklerini, şu anda 30 kadar Kıbrıslı Rum ile 20 kadar Kıbrıslı Türkün kampta bulunduğunu, polisin kendilerine saat 22.30’a kadar bu alanı terketmeleri gerektiğini söylediğini anlatarak, bunun yasal olmadığını belirtti. Kanatlı, kamp hizmetleri aldıkları Dillirga Restorant’tan hizmet karşılığı fatura alacaklarını, bunun da yasal olduğunu kaydederek, “Ancak kumarcıların gecelemesine tahammül gösterenler, barış için kamp yapanlara tolere edemiyor... Bu da ülkemizde demokrasinin durumunu gösterir... Demorkatik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız... Hukuksal olarak kamp yapmamıza bir engel yok ama polis bu gece 22.30’da kampçılara karşı operasyon düzenleyeceğini duyurdu” dedi. Bir soru üzerine Irak ve Filistin işgaline karşı uluslararası eylem günü olan 27 Eylül’de savaş karşıtı bir eylem düzenlemekte kararlı olduklarını anlatan Kanatlı, “Biz her türlü savaşa ve zora dayalı işgale karşıyız... “ dedi. Bu akşam saat 18.00’de Kıbrıs’ta çevrenin durumuyla ilgili dia gösterisi ve tartışmaların planlandığını, küreselleşme konusunun da ele alınacağını anlatan Kanatlı, 27 Eylül savaş karşıtı eylemin ayrıntılarının yarın sabah tartışılmasının planlandığını belirtti.
RUM POLİSİ DE ENGELLEMEYE ÇALIŞTI
Öte yandan Kıbrıs Rum polisinin de, kampa katılan Kıbrıslı Rumlar üzerinde baskı oluşturmaya çalıştığı ve Cumartesi günü kampa katılacak 4 kişinin pasaportuna el koymaya kalkıştığı öğrenildi. Kıbrıs Rum polisi de, tıpkı Kıbrıs Türk polisi gibi Savaşa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu İnsiyatif üyelerine “potansiyel suçlu” muamelesi yaparak, kuzeyde geceleme yapamayacaklarını duyurarak pasaportlarına el koymaya kalkıştı. Ancak Kıbrıslı Rumlar pasaportlarını geri almayı başararak kampa katıldı.
MEDYA İLGİSİ BÜYÜK
Kampa Cumartesi gün boyu medya ilgisi büyük oldu. Güney Kıbrıs’tan ASTRA Radyosu’nun yanısıra RIK televizyonu da kampta yaşananlarla ilgili canlı yayınlarda konuya geniş yer verdi. SİM FM de İnsiyatif temsilcilerini canlı yayına aldı. KIBRIS TV’nin yanısıra BRT de iki kamerasıyla birlikte kamp yerinde hazır bulundu. Pazar günü de medyanın ilgisi sürdü ve SIM FM canlı kamp alanına bağlanarak son gelişmeleri aldı. Konua Pazar günü yayınlanan Kıbrıs, Afrika, Yenidüzen ve Ortam Gazetelerinde geniş yer verildi.
İLK GÜN
6 Eylül 2003, Cumartesi günü Saat 10:00 civarında kamp alanında buluşmaya başlayan yaklaşık 50-55 civarındaki Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum, gece kalmak amacıyla yanlarındaki getirdikleri çadırlarını kurmaya başladılar. Daha sonra yemek yeyen gruba polis tacizde bulundu. Grup yemekten sonra gelişmleri değerlendirmek amacıyla bir forum düzenleyerek görüş alış-verişinde bulundu ve gerilim ve gerginlik çıkarılmadan kamp programına devam edilmesine karar verildi.
Akşam üzeri 80-85 civarında bir katılıma ulaşan kampın normal programına saat 18:00’da devam edildi. Kampa katılanlar, programda olan Lefke Çevre Tanıtma Derneği yetkilisi Enver Bıldır’ın çevre sorunlarına ilişkin konuşmasını ve sinevizyon gösterisini izledi, Kıbrıs’ın güneyindeki çevre sorunlarına ilişkin bir videoyu izleyerek Kıbrıs’ın çevre sorunlarını tartıştı.
Daha sonra akşam yemeğine yeyen katılımcılar, sonrasında gitar ve keman eşiliğinde geceye devam etti.
Gecenin ilerleyen saatlerinde polis baskısını sürdürdü. Omorfo Polis Müdürlüğü Başmüfettişlerinden Cem Özyiğitler saat 22:15’te Limnidi’de kurulan barış kampını iki resmi polis ve alandaki çok sayıdaki sivil polis eşliğinde ziyaret ederek 22.30’da “kampçılara karşı operasyon yapacaklarını” açıkladı.
Bunun üzerine katılımcıları temsilen bir grup Özyiğitler’e bu kararı basına ve katılımcılara kendisinin söylemesini ve daha sonra katılımcıların bunu değerlendirilmesini önerdi ama polis getirdiği emri kamuya açıklamaktan çekindiği için, onun adına görüşmelerde bulunun Murat Kanatlı katılımcılara durumu aktardı. Kanatlı açıklamasında, zor kullanarak kampta bulunan Kıbrıslı Rumların polis tarafından sınıra bırakılacağını ve bundan sonra da geçişlerine izin verilmeyeceğini Özyiğitler’in söylediğini, bunun kabul edilemez bir davranış olduğunu, kuzeydeki baskıcı ve militarist rejimin bir kez daha gerçek karakterinin ortaya çıktığını belirterek, amaçlarının gerginlik veya gerilim çıkarmak olmadığını, özgür bir Kıbrıs’ta hiçbir zor ve baskıya maruz kalmadan birlikte kamp yapabilecekleri bir Kıbrıs için mücadelelerin süreceği, şu anda kampın sürdüğünü Kıbrıslı Rumların yarın geri gelmek üzere kampdan ayrılacaklarını ve Kıbrıslı Türklerin baskıcı rejimi protesto etmek için kampta kalacaklarını belirterek herkese mücadelesi ve dayanışmasından dolayı teşekkür etti.
Daha sonra 10:30’da Kıbrıslı Rumlar kamp alanından ayrılarak güneye döndü...
İKİNCİ GÜN
7 Eylül, Pazar saat 10:00 civarında Kıbrıslı Rumalrın geçiş yaparak Limnidi'ye ulaşmaları ile tekrar kampta buluşmaya başlayan katılımcılar, birlikte kahvaltı yaparak gelişmeleri değerlendirdiler. Saat 12:00’de Irak işgali, Filistin konusu ve savaş karşıtı mücadele üzerine bir forum düzenlendi ve 27 Eylül’de tüm dünyada düzenlenecek Irak işgaline karşı eylemler konusu değerlendirilerek İnsiyatifin de bu tarihte tüm Kıbrıslıların katılacağı bir eylem düzenlemesine karar verildi. Eylemin detayları üzerinde de görüşen katılımcılar, bunun ilerleyen günlerde netleştirilmesine karar verdiler. Daha sonra hep birlikte öğle yemeği yedi ve sonrasında katılımcılar kendi aralardı çeşitli konularda görüş alış-verişinde bulundular. Daha sonra grup saat 17:00’de son kez değerlendirme yapmak amacıyla toplandı ve katılımcıların tümünün ortak görüşü kampın başarı ile tamamlandığı ve katılımcıların kendi aralarında düşüncelerini paylaşma olanağı yanında birbirlerini tanıma fırsatı da bulmalarından dolayı çok önemli buldukları yönündeydi.
Daha sonra kurulan çadırların toplanmasıyla katılımcılar kamp alanından ayrıldılar.
Gün boyu polisin tacizi devam etti. Kampa katılmak için gelen Kıbrıslı Rumlar Yedidalga köyü girişinde durdurularak kimlik kontrolü yapılarak, araç plakası yazıldıktan sonra geçişlerine izin verildi. Bu arada kampa katılacak bazı Kıbrıslı Türklerin de araçları durduruldu. Gece dönüşte de Kıbrıslı Rumların pasaport bilgileri tek tek özel olarak not edilerek gözdağı verilmek istendi.
KANATLI: YAKINLAŞMAYA GÖLGE!
YBH Gençlik üyesi Murat Kanatlı Pazar günü SİM FM Haber Merkezi’ne “Barış Kampı”’nda yaşanan son gelişmeleri aktardı. Kanatlı, önceki akşam polisin resmi kararını duymak istediklerinden 10:30’a kadar kampta toplu halde beklediklerini ancak amaçlarının herhangi bir gerilim yaratmak olmadığından polisin açıklamasından sonra Kıbrıslı Rumların saat 24’te güneye dönebilecek şekilde kamptan ayrıldıklarını söyledi. Güzelyurt Başmüfettişlerinden Cem Özyiğitler’in kampta durumu izah ettiğini belirten Murat Kanatlı, başmüfettişin basına da açıklama yapması için edilen öneriyi kabul etmediğini ifade etti. Rumların kamptan ayrıldıktan sonra, Kıbrıslı Türklerin durumu protesto etmek amacıyla kampta kalmayı sürdüklerini belirten Kanatlı, sabah 10 civarında kampta tekrar toparlanmaya başladıklarını söyledi. Rum makamlarının herhangi bir müdahalesi olmadığını söyleyen Kanatlı, barış kampının Rum tarafında görmezden gelindiğini belirtti. Türk tarafında hala gerilimin sürdüğünü de belirten Kanatlı, Yedidalga yakınlarında bir polis barikatının kurulduğuna dikkat çekti. Kanatlı, “Bölgeye geçen Kıbrıslı Rum plakalı araçlarda kimlik kontrolü yapılıyor ve araçların plakaları alınıyor. O şekilde izin veriliyor. Hoş bir durum değil” dedi. Katılımın bekledikleri şekilde olduğunu ifade eden Murat Kanatlı, katılım Pazar günü için sayısının 60-65 civarında olduğunu belirtti. Kanatlı, kampın diğer çalışmalarının da devam ettiğini vurgulayarak, “İkinci programımıza geçtik. 27 Eylülde büyük bir savaş karşıtı gösteri olacak. Onun mobilizasyonuyla ilgili nasıl bir kitlesel eylem yapılacağıyla ilgili arkadaşlar dünyadaki savaş karşıtı gösterilerle ilgili bilgiler sunuyorlar bize ve burada 27 Eylül’de Kıbrıslıların yapacağı eylemin üzerine görüş-alışverişinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
İLK KEZ KAMP YAPILIYOR
Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar 23 Nisan’da Yeşil Hat’tın kısmen açılması ardından ilk kez kuzeyde birlikte kamp yapıyor... Konuyla ilgili olarak Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu İnsiyatif yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Geçen Nisan ayında Yeşil Hat’taki geçiş noktalarının açılışından bu yana 29 yıl aradan sonra yüzbinlerce Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk bölünmüşlük duvarını geçmişlerdir. Sade insanların birbirleriyle buluşma yönündeki bu kitlesel arzusu önceden tahmin edilemezdi. Her iki tarafta da milliyetçilik ve toleranssızlık büyük bir şamar yemiştir.
Gerçek şudur ki her iki tarafta siyasi liderlikler böylesi bir tarihsel gelişme yaratan bu patlama karşısında hazırlıksız yakalanmışlardır. Kıbrıslı Rumlar, hükümetleri ve siyasi partilerinin pasaport denetiminden geçmelerinin KKTC’nin tanınması anlamına geleceği gerekçesiyle kuzeye geçmekten kaçınmaları yönündeki çağrılarını dinlemediler. Aynı şekilde Kıbrıslı Türkler de Denktaş’ın kendi devletlerini “koruyup gözetme” çağrısını hiç dikkate almayarak binlercesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nden pasaport, kimlik kartı ve doğum kağıdı almaya koştu.
Her iki taraftan binlerce sade insanın kitlesel sivil itaatsizlik sergilemesiyle kendiliğinden ortaya çıkan bu durum, kuzey ve güneydeki siyasi liderlikleri korkutmuştur. Bu nedenle hem Papadopulos, hem de Denktaş, her iki taraftan insanlarca açılmış bu iletişim kanalını bloke etmek için her türlü çabayı gösteriyor. Ancak, onlara bu barış ve yeniden yakınlaşma ambiyansını geri çevirme izni vermemeliyiz. Her iki taraftan binlerce sade insan Kıbrıs konusunun barışçıl çözümünün artık zamanının geldiğine inanarak seslerini milliyetçilik ve savaşa karşı yükseltiyor.
Bu arzuya yanıt amacıyla, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk aktivistler ve siyasi grupların üyeleri, milliyetçiliğe ve savaşa karşı ortak mücadele amacıyla Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İkitoplumlu Girişimi oluşturdular.
Yukarıda sözünü ettiğimiz çerçevede 26 Temmuz’da kuzeyde Muratağa köyü ile güneyde St. Constantine ve Helen’s Mezarlığı’nda ortak anma törenleri düzenleyerek her iki tarafta da savaş döneminde haksız yere öldürülmüş tüm Kıbrıslı Türkleri ve Kıbrıslı Rumları andık.
6-7 Eylül tarihlerinde ise kuzeyde bir köy olan Yeşilırmak’ta (Limnidi) haftasonu Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin biraraya geleceği bir Barış Kampı düzenliyoruz. Barış Kampı’nda iyi vakit geçirip eğlenmenin ötesinde iki toplumlu kitlesel bir yeniden hakınlaşma hareketinin oluşturulmasına katkıda bulunmak amacıyla ortak etkinliklerimizi geliştirerek ileri gitmenin yollarını tartışacağız. Bundan sonraki adımımız ise Irak ve Filistin işgalıne karşı uluslararası eylem günü olan 27 Eylül’de savaş karşıtı bir eylem düzenlemek olacaktır.
Bugün birbirimizle buluşup ortak eylem yapma olanağı, her iki tarafta da milliyetçiliğe karşı birlikte savaşma potansiyelini taşımakta ve gelecekte Kıbrıs konusunun çözüm koşullarını belirleme, aynı zamanda Kıbrıs sorununu yaratarak korumak isteyenleri alaşağı etme yönünde alttan gelen bir hareket oluşturma olasılığını içermektedir.
Savaşa ve Milliyetçiliğe Karşı İkitoplumlu Girişim
(Ergadiki Demokratia (İşçi Demokrasisi), YBH Gençlik, KSP ve Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum bağımsız aktivistleri)”
Dışardan destek
Bu süreçte ortak metni imzalamayı Kalimerhaba grubu da kabul ettiğini kamptan bir gün önce açıkladı ve İnsiyatifin içinde olduğunu belirtti.
Bu arada kampa dışardan da, yayınladığı bir açıklama ile Baraka Kültür Merkezi destek verdi ve kampın oluşumu ve çalışmlarında Baraka Kültür Merkezi üyeleri aktif olarak yer aldı.
26 Temmuz 2003 tarihindeki eylem
Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki
Toplumlu Girişim Örgütü Muratağa girişinde polis tarafından durduruldu…
Girişim adına konuşan Murat Kanatlı:
“Milliyetçiler düzenden rant elde
ettikleri için rejime dört elle sarılıyor” haberi