ybhg2.jpg (13241 bytes)

Son süreçte yaşanan gençlik mücadelesi üzerine
Murat Kanatli - Yeniçağ Gazetesi -10 Ocak 2003

YBH Gençlik, 98 yılından beri sürdürdüğü politik çalışmalarında duruşunu hep net şekilde ortaya koydu. Öncesinde de, Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) sürecinde gençlik örgütlenmesi çeşitli deneyimleriyle kendi mücadele hattını yaratmıştı.

YBH’nın, partili mücadelede, 1989 yılında kurulan YKP süreci ile 13 yıl içerinde kendini geliştirdiği, rejime karşı mücadelesinde de gerek sloganlarının kitlelere mal olması gerekse de rejim temsilcilerinin karşı tavırları göz önüne alındığında başarılı bir politik çizgi çizdiği bir gerçektir.

1998 yılı itibarı ile partinin kendini yeniden oluşturma sürecinde yaşanan YBH deneyimleri sonrası, 2002 yılının ortalarından sonra partinin kendini tekrardan yapılandırmasının yeni bir aşamaya girdiği bugünlerde, kitlesel mücadele de nicel olarak ciddi bir sıçrama ortaya koymaktadır.

Bu kitlesel mücadelenin nitel olarak hala daha istenen noktada olmamasından dolayı da saman alevi gibi sönme tehlikesini kendi içinde barındırmaktadır. Örgütlü olarak siyasallaşamayan mücadelelerin başarıya ulaşması imkansızdır. Başarı diye ortaya çıkan veya görünen kimi durumların yeni bir Kıbrıs yaratma iddiasındaki bizler için bazı ara taktiklerin başarıya ulaşması anlamını dışında birşey ifade etmediği de akıldan çıkarılmaması gereken bir gerçektir.

Partinin kendini yeniden yapılandırdığı bu süreçteki düşüncelerimiz bu yazının dışındadır. Bu konu ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir...

***

YBH Gençlik de mücadeleyi yorumlarken, taktiklerini geliştirirken partinin çizdiği uzak ve yakın hedefleri göz önüne alarak belirler ama herşeye rağmen son ulaşmaya çalıştığı ‘yeni bir Kıbrıs’ yaratma mücadelesini hiçbir zaman gözden kaçırmaz. Bu yönüyle rejime karşı mücadelemiz hep en önemli gündem maddemiz olmuştur.

Bu mücadele sürecinde YBH ve YBH Gençlik olarak farklı örgütlerle farklı koşullarla, çeşitli düzeylerde iş ve güç birlikleri gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilmektedir.

Son olarak Ağustos 2002 itibarı ile başlayan çeşitli gençlik örgütlerinin iş ve güçbirliğinde ortaklaşması sonucu çeşitli eylemler girişilmişti.

Özellikle Ercan Havaalanı önündeki 4 Eylül tarihli eylem uzun yıllar unutulmayacaktır.

Ancak bu süreç kendini Kasım ayı ortasından itibarı ile tüketmiştir. Özellikle örgütler arası ortaklaşılmaya çalışılan ortak taslak metnin Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek Gazetesinde ‘teknik hata sonucu’ (!!!) yayınlanması, zaten sorunlu olan ilişkileri tüketen son noktalardan biri olmuştu. Bunun nedeni, bizim ve diğer gençlik örgütlerinin bu gerekçeyi çok da samimi bulmayışımız ve güven sorunuydu çünkü daha önce de 4 Aralık Ercan Havaalanı eyleminin taslak bildirisi de Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek gazetesinde yayınlanmıştı. Tek başına bu ‘teknik hatalar’ değil ama farklı adlarla aynı gelenek üzerinde odaklaşan örgütlenmelerin ‘AB ve çözüm’ talebine karşı gazetelerindeki yayınları ve pratikteki tavırları da bu sürecin sonlanmasında etkin bir rol oynamıştı.

YBH Gençlik, ‘KSP’nin son süreçteki tavırları üzerine YBH Gençlik’in tavrı’ başlığıyla 10 Aralık tarihinde bir metin hazırlayarak kendi pozisyonu belirlemiş ve ortak iş ve güç birliği içindeki örgütlere bu metni iletmişti. Bu metinde KSG çevresindeki örgütlerle tüm ilişkileri gerekçeleri de sıralanarak askıya aldığı açıklanmıştı.

Bu metin kamuoyunun gündemine getirilmemişti çünkü içinde bulunulan süreçte böyle bir tartışmanın kamuoyunun gündeminde tartışılması çok da doğru bir tavır değildi. Ancak KSG’nin son 3 sayısında isimler hedef gösterilerek ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalarla bu tartışma süreci kamuoyunun gündemine taşınmak istenmiştir.

Bunun ana nedeni, bu tartışmanın 26 Aralık öncesinde çok fazla diretilmemesi ama 26 Aralık sonrası KSG çevresindeki gençlik örgütlerinin dışında oluşturulan birlikteliğin başarılı eylemliliği olarak algılanabilir. 26 Aralık tarihinde 6 binin üzerinde gençliğin mobilize edilmiş olması, bu çevrenin de bu sürecin dışında kalması sonucu bugünkü pozisyonlarını almışlardır. Bu tamamen faydacı bir yaklaşımdır. Ve bu çevrenin varolan ve gittikçe güçlenen örgütler üstü birlikteliği güçlendirmek yerine, dışında kaldığı hareketi yıkmaya, ortadan kaldırmaya yönelik çalışma ve tutumlarını ısrarla sürdürmesi de çok anlamlıdır.

Kendini merkez sayan bu tip küçük burjuva sol sekter hareketlerin başarılı olduğu pek söylenemez ama kendilerini herşeyin üstünde sayanların bu yıkıcı çalışmalarına rağmen bu tavırlarını kamuoyuna mal edememiş olmaları şu aşamada olumludur ama ilerleyen süreçlerde her örgütün birlikte ve ayrı ayrı bu saldırgan ve ortak mücadeleyi ortadan kaldırıcı hareketlere karşın kendini korumaya yönelik çalışmalarda da bulunması kaçınılmaz olabilir...

Herşeye rağmen şu aşamada 7 gençlik örgütü olarak yan yana gelen ve yoğun olarak liseli gençlik tarafından da desteklenen ‘Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu’, tek başına gençlik örgütlerinin kapsayacağı alanı aşmış ve ötesinde bir gençlik kitlesini mobilize eder bir hale gelmiştir. Bu hareketliliğin hala daha eksik ve zaafları gerek kitlesel yönden gerekse de tek tek örgütlerin kendi aralarındaki ilişkiler yönünden sürmektedir. Tüm eksik ve zaafların bir günde aşılmasını beklemek ciddi bir hata olur. Ama en büyük zaafiyet olan hareketin örgütlü olarak siyasallaşamamasının önüne geçmek sol mücadele için en önemli gündem maddesi olması gerekmektedir. Bunun çalışma koşullarının yaratılmasının anlamı şablon methodları kitleye dayatmak yada mücadeleye ekletik olan çalışma şekilleri değil, hareketin ve yaşamın içinde taktikler geliştirmektir.

Bugün itibarı ile bizlere düşen, bir kez daha geçmişten gelen, dönüştürücü ve geliştirici geleneğe sahip devrimci gençlik mücadelesinin sahiplenilmesi ve kitlelerinin örgütlü olarak siyasallaştırılması mücadelesi geliştirilmesidir...