Murat Kanatlı'nın açılış konuşması
Değerli arkadaşlar,
Değerli Konuklar
Yoldaşlar,
YBH Gençlik’in en üst organı olan Gençlik Konferansına katıldığınız için öncelikle hepsinize hoş geldiniz...
Yurtsever Birlik Hareketi 3. Konferansı çok özel koşullarda toplanıyor...
Partimiz geçen hafta toplanan Kurultayı ile hem ismini hem de program ve tüzüğünü değiştirerek tüm Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların partisi olma yönünde tarihi bir adım attı...
1989 yılından beri süren rejime karşı mücadelesini daha ileri bir noktaya taşıma anlamı taşıyan bu adımı bizler, YBH Gençlik üyeleri olarak selamladığımızı belirtmek isteriz. Bu mücadelede nice olaylar yaşandı. Yeni Kıbrıslılar olarak, bombalandık, kurşunlandık, yakılmak istendik, toplumdan izole edilmek için kuşatma altına alındık ama kararlılığımız ile her zorluğu aştık. Daha geniş bir birliktelik için, ilkeli bir mücadeleden ödün vermeksizin 1998 yılında partimizin adını ve programını değiştirdik ama katılanların bir kısmı ile yollarımızı zorunlu olarak ayırdık. 2004 Mayısı ile de Avrupa yurttaşlığı hakkımızı elde ettiğimiz ve Kıbrıs sorunun artık farklı bir noktaya geldiği gerçeği ile partimiz bir kez daha orijinal adına geri dönerek program ve tüzüğünü tüm Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların barışa, özgürlüğe, demokrasiye, eşitliğe, katılımcılığa inanan sosyalist bir parti olmaya uygun olarak değiştirdi.
Bizler de YBH Gençlik olarak 1989 yılından beri sürdürdüğümüz mücadelemizde parti ile paralel görüşlerimiz olduğu için, benzer gündemle, ‘tüm Kıbrıs’ın sosyalist gençlik hareketi’ olabilmek için gerekli değişiklikleri yapmak üzere Konferansımız toplandık.
Artık Kıbrıslıları din, dil, etnik kimlik gibi ayrımcı tanımlamalarla ifade ederek örgütlemeye çalışmak, toplumsal çıkarlar adı altında Kıbrıs’taki bölünmüşlüğü derinleştiren siyasetler izlemek zamanı değildir. Avrupa sol ailesi içinde, devrimci dönüşümlerin önünü açacak özgürlüğe ve demokrasiye inanan tüm Kıbrıs’ı kapsayacak sosyalist gençlik hareketi yaratılması bölünmüşlüğün daha da derinleşmesini önleyecek, Kıbrıslı bir çözümün önünü açabilecek nitelikte olduğu için önemlidir. Ama yalnız Kıbrıslılar için değil, böylesi bir hareket, dünyada süren neo liberal politikalara karşı direnebilmek içinde, yeni bir dünya için, yeni bir Avrupa içinde gereklidir ve önem taşımaktadır.
Küresel saldıra karşı küresel direnişi örgütleyenlere Kıbrıs’tan, tüm Kıbrıs’ kapsayacak güçlü bir destek, emperyalist yayılımcı politikalarının destekçilerini huzursuz edecektir çünkü onlar Kıbrıs’ı bir savaş üssü olarak kullanmakta ısrar etmektedirler ve yükselen ortak direnişlerimizle onların savaş politikalarını durdurabileceğimizi yaşayarak görecekler...
Bu yüzden önümüzde duran, tüm Kıbrıs’ın sosyalist gençlik hareketini, küresel saldıra karşı küresel direnişi örgütleyenlerle dayanışarak birlikte mücadele içinde kurabilmenin koşullarını yaratmaktır...
2. Konferansımızdan bugüne, bir çok önemli etkinliğe, eyleme, çalışmaya imza attık, bir kez daha çalışmalarımıza yüreklerini koyan, seslerini katan dostlarımıza teşekkür etmek istiyorum.
Bin bir teorik lafazanlıkla radikal söylemleri olanların karşısına, 5 Nisan eylemimizle çıkıyoruz. Bu ülkede TC Elçiliği önünde eylem yapmaya herkesin cesaret edebileceği bir iş değildi, biz yaptık ve onlara, yani gerçek idarecilere direk mesajlarımızı taşıdık. O dönemde TC başbakanlığı koltuğunda Abdullah Gül oturuyordu ve biz sokaktayken o elçilikteydi. 15 Kasım’da bir kez daha elçiliğin konuğu bir TC başbakanıydı, Tayyip Erdoğan adamızdaydı ve çok yoğun güvenlik önlemelerine rağmen bizler yine pankartlarımız ile sokaktaydık ve mesajımızı gerçek yöneticiler taşıdık...
Birileri toplumların önünü açmak, milliyetçiliğe karşı ilerici olduğunu düşündükleri teoriler ürettiler, biz ise yine sokakta olduk. Yükseltilen milliyetçi dalgaya karşı ‘savaşlara ve milliyetçiliğe karşı daha fazla kan yok’ diyerek 1974’de öldürülen masum siviller adına hem güneyde hem de kuzeyde etkinlikler yapmaya çalıştık, Muratağa toplu mezarlığına gitmeye çalıştık, güneyde öldürülen sivillerin aileleri ile kucaklaştık, bir tutam karanfil ve yürekten, sıcak ama kararlı mesajlarımız ile bunların olmaması için net mesajlarımızı ortaya koyduk.
Birileri emperyalizme karşı sloganların arkasına saklanırken, defalarca Ağrotur’deki İngiliz üsler bölgesinde eylemlere katıldık, ABD, İsrail elçilileri önünde her dilden savaşa karşı sloganları attık yani yine sokaktaydık ve her gidişimizde son söz olarak yine geleceğimizi söyledik...
Birileri seçim, seçilme üzerine teoriler üretirken, bizler vitrin düzenlemesidir, uluslararası hukuğa uygun değildir diyerek seçimleri boykot ettik, t-shirtlerimiz, posterlerimiz ile ‘gelecek sandıkta değil, sokaktadır’ sloganını yükselttik ve seçim günü sandıkların peşinde değil sokaktaydık...
On binler sokakta, çözüm için mücadele ederken hep birlikte, bu eylemlerin örgütlenmesi için mücadele ettik, katkı koyduk.
Yani belki kalabalık, büyük bir örgüt olamadık ama rejime karşı mücadelesini yalnızca sözcüklerle ifade eden, teoriler üreten değil sokakta olması bilen ve yaptıkları ile ses getiren bir örgüt olduk...
İlk günkü ilkelerimizden hiç taviz vermedik. Amacımız, örgütümüzde kafa sayısını artırmak değil, yüreğini, sesini bizlerin yüreklerinin yanına koymak isteyen, sesimize ses katmak isteyenlere hep kapımız açık oldu ve hiç bir zaman bürokratik işlerle uğraşmadık. Partili ya da partisiz ama düşleri bizlerle kesişen, bizimle yan yana durmak isteyen her birey gönüllük çerçevesinde bizimle oldu, kimi dostlarımız zaman içinde ayrıldı, kimi başka hareketlere katıldı, kimi ülkeden ayrıldı. Öncellikle bir dönem yolları bizlerle kesişen ama şimdi aramızda olmayan tüm dostlara katkıları için teşekkür etmek isteriz. Evet, yeni dönemde de bizlerle birlikte olmak isteyen partili ya da partisiz ama düşleri bizimkilerle kesişen genç arkadaşlarla, bürokrasiden uzak, tepeden inme politikalara rağbet etmeyen siyasetimiz ile bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.
Birlikte harekete inanmaya devam ediyoruz. Ama ilkeli, düzeyli ve diğerinin görüşlerini tolere edebilecek birlikteliklere...
Mücadelemizde kararlıyız, statükocuların değil statükonun değiştirilmesi için olacak her mücadeleye de katkı koymaya hazırız...
Yalnızca Kıbrıs’ta yaşamıyoruz. Avrupa sol ailesi içinde sosyal politikalar, savaşa karşı, göçmenlere için, çevre için yapılacak mücadelelerde de yer almaya hazır olmamız gerektiğinin bilincide olarak, hazırlıklarımızı tamamlamamız gerekiyor. Avrupa Anayasasının onaylanma sürecine girildi. Bu süreçte Avrupa sol partilerinin hayır kampanyalarını anlamaya ve katkı koymayabilmeye hazır olmamız gerekiyor.
Kıbrıs’ta her bireyin tüm insan hak ve özgürlüğünü kısıtlayıcı her türlü otoriter, baskıcı yönetim şekline de karşı koyabilmek için örgütlenmeye başlamak gerekiyor. Bunun için kafalarımızdaki duvarları yıkmamız gerekiyor. Bizlere dayatılan din, dil, etnik temel, cinsiyet gibi kimliklerimizin arkasından diğeri bakarak siyaset üretmekten vazgeçme zamanıdır. On yıllardır eğitim sistemlerimizde öğretilenlerle, yalan yanlış ırkçı tarih bilgileri ile oluşturduğumuz ön yargılarımızdan kurtularak siyaset üretmeye başlamamız gerekiyor. Genelleştirerek tüm Rumlar, Türkler, Müslümanlar, Ortodokslar, kadınlar, erkekler gibi bizleri milliyetçi ayrımcı politikalara taşıyacak söylemlerden kaçınarak her bireyin özgür, dokunulmaz ve eşit haklara sahip olabileceği düşüncesi ile siyaset üretme zamanıdır. İnsanı merkez alan siyaset üretme zamandır...
Yeni bir döneme giriyoruz. Zor bir döneme giriyoruz. Kıbrıs sorunundaki belirsizlikler, Kıbrıslılar arasındaki güvensizliğin hızla derinleştiği bir döneme giriyoruz.
Bu süreçte biz, sosyalist gençlere düşen umudu yükseltmektir.
Egemenlerin yıllardır dayattıkları ‘rejimin sonsuza kadar yaşabileceği’, safsatasına karşı devrimci dönüşümün mümkün olduğunu dayatmaktır önümüzde duran.
Israrla değişimi istemek ama statükocuların değil statükonun değişimi istemektir, bizlere düşen.
Bizlere düşen, vitrin süsü olmayı red ederek, rejime karşı mücadeleyi yükseltmektir...
Yani çok işimiz vardır, ayni zamanda umudumuzda...
Tüm Kıbrıs’ın sosyalist gençlik hareketini oluşturmak için yola çıkıyor ve biliyoruz ki mücadelemizle, katılımımızla bunu mümkün kılabiliriz. Bunun için Kıbrıs’ın tümündeki sosyalist gençlere bir kez daha açık davet gönderiyoruz...
Ve umutsuzluğu dayatanlara karşı, bir kez daha ve yeniden hatırlatıyoruz;
BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN!
BAŞKA BİR AVRUPA MÜMKÜN!
BAŞKA BİR KIBRIS MÜMKÜN!
YBH Gençlik
konferans ana sayfası / ybh gençlik ana sayfası