“Çözüme kadar Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk gençleri arasında iletişim yollarının aranması”
Nevzat Hami – YBH Gençlik Genel Sekreteri
Dostlar,
Öncelikle uzun yıllardan sonra iki toplumlu bir çalışma düzenleyen NEDIK’li dostlara bu panele bizleri de davet ettiği için teşekkür etmek istiyoruz.
Adamızın yeniden birleştirilmesi için aramızda süren iletişimin gelişerek sürmesi en büyük dileğimizdir.
YBH Gençlik kimdir?
Arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce çok kısa olarak YBH Gençlik ve YBH Gençlik’in iki toplumlu etkinlikler konusundaki yaklaşımları üzerinde durmak istiyorum.
YBH Gençlik, 1998 yılındaki Kurultayı ile ismini Yurtsever Birlik Hareketi olarak değiştiren 1989 yılında kurulan Yeni Kıbrıs Partisi’nin gençlik örgütüdür. Şubat 2003 yılındaki 2. Gençlik Konferansını toplamış olan YBH Gençlik, özgürlüğe, demokrasiye ve eşitliğe inan sosyalist bir gençlik örgütlenmesidir. Partimiz ve onun gençlik örgütü tüm Kıbrıslıların ortak vatanı olan bu coğrafya üzerinde özgürce, AB yurttaşı olarak birlikte yanyana yaşayabilmesi için mücadelesini her koşul altında sürdürmekte kararlıdır.
İki toplumlu etkinlikler
YBH Gençlik olarak, 1990’lı yılların başından beri çeşitli düzeylerde iki toplumlu etkinliklerin içinde yer aldık. YBH Gençlik’in en üst organı olan Gençlik Konferanslarında da aldığı kararlarda, iki toplumlu etkinliklere verdiği öneme dikkat çekilmişti.
YBH Gençlik tüm Kıbrıs’ı ortak vatan kabul eder ve iki toplumlu etkinlikleri ortak vatanın tekrar birleştirilmesine katkısı olacak ortak mücadeleler olarak tanımlar.
Bugüne kadar ki iki toplumlu etkinliklerle Kıbrıslıların çok kültürlülüğe dayanan benzeşik kimlikleri temelinde yeniden iletişim kurabilmeleri, yeni kuşakların birbirlerini tanımaları sağlanmış ve yeni bir Kıbrıs’ın kurulabilmesi için ortak mücadele koşulları oluşturulmaya çalışılmıştı.
23 Nisan öncesindeki çalışmalarda, koşullardan dolayı daha çok kültürel ve sosyal yönleri ağır basan etkinlikler ortaya konabilmişti. YBH Gençlik bunun dışında ortaklaşabildiği örgütlerle politik eylemler yapmaya çalışmış, çözüm sonrasına yönelik çeşitli konferans ve toplantılar da gerçekleştirmişti.
Bu süreç zarfında YBH Gençlik, ortak politik yapılara verdiği öneme de her zaman vurgu yapmıştı. Bu bağlamda İki toplumlu Gençlik Formunun 3 toplantısına da aktif şekilde katılarak, bunun kalıcı bir oluşuma dönmesi için de her türlü çalışmanın içinde yer almaya devam edecek.
Bunun dışında, yukardaki düşüncelerle YBH Gençlik, Kıbrıs Gençlik Konseyine (CYCIC) 2002 yılında üyelik için başvurmuş, yedek üyeliği kabul edilmiş, Mayıs 2003’deki Konseyin Kurultayında da tam üye olmuştur.
23 Nisan sonrası ortaya çıkan süreçle beraber, yeni olanaklar da kendini ortaya koymuş, yeni olanaklarla beraber şimdiki durumun kalıcılaşması halinde daha büyük sorunlarında bizi beklediği bilinen bir gerçektir.
YBH Gençlik, geçişlerdeki her türlü bürokrasinin kaldırılarak Kıbrıslıların kendi vatanlarında özgür dolaşımına olanak sağlayacak düzenlemeler yapılmasını talep ederken, bunun yanında şu andaki koşullar içinde de geçişlerin her türlü araçla teşvik edilmesi ve tüm Kıbrıslıların bir araya gelerek ortak vatanları için her türlü zeminde çalışmalarına olanaklar sağlanması gerektiğine inanmaktadır. Ancak bunlar bir çözümün yerini tutamayacağı gerçeği ile YBH Gençlik, tüm politik örgütlerin ortak yapılar içinde mücadele etmelerinin koşullarının oluşturulabilmesi için çalışmalarını yoğunlaştırmada kararları olacaktır. Bunun yanında YBH Gençlik din, dil, etnik, cinsiyet farklılıklarını temel alan değil düşünce temelinde tüm Kıbrıslıların ortak çalışacakları yeni örgütlerin kurulması gerektiğine de inanmaktadır. Eğer Kıbrıs bir bütünse örgütlerimiz de bütün olabilmelidir...
YBH Gençlik, geleceğin gençlik olduğu ve ortak vatanımızda sınırsız, özgür, insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir yaşam için tüm Kıbrıslı gençliğe sorumluluk düştüğünün farkındadır. Bu yüzden YBH Gençlik, bir kez daha tüm Kıbrıs gençliğine ‘ortak vatan için ortak mücadelemizi yükseltelim’ çağrısı yapar...
Gençlik’in rolü üzerine
Düzenlenen başka bir panelde ortaya koyduğumuz görüşlere burdan tekrar alıntı yapmak isteriz:
“Gençlik en geniş tanımlaması ile toplumların en dinamik ve değişime açık kesimini oluşturur. Gençlik dünyadaki bir çok sosyal değişimde de önemli bir role sahip olması da bu karakterinden kaynaklanmaktadır.
Gençlik bulunduğu yaş kuşağı ile de geçmişte yaşananlardan direk sorumluluğu olmayan bireylerden oluşmaktadır.
Bu yönü çözüm sonrası ortak vatanımızın yeniden birleştirilebilmesi sürecinde en dinamik ve öncü rolü gençlere yükleyebildiğimiz oranda başarılı olabiliriz. Diğer türlü geçmişi yaşayanlar geçmiş tecrübelerinden ve acılarından kurtulup tamamen ön yargısız ve güven içinde bir yakınlaşma sürecine tek başlarına girmeleri imkansızdır.
Yakınlaşma sürecinde de gençliğin dinamik unsurlarının harekete geçmemesi ayni zamanda sistem değişikliğinin de önünü tıkayacaktır. Çünkü bugünün yöneticileri yarın çözümden sonra kurulu düzeni revize ederek çözüm sonrasında kendilerini adapte edeceklerdir ve özellikle kuzeydeki kurulu düzenin gençliğe verebilecek hiçbirşeyi yoktur.
Değişimin önünü açmak en başta sol düşünceye sahip yapıların işidir. Ayni zamanda bu süreçe gençliğin değişim yönü ile sürece katılması yönünde sol gençlik yapılarına da ciddi görevler düşmektedir. Toplumun en dinamik ve değişime açık unsurlarının doğru şekilde vatanımızın yeniden birleştirilmesi için organize etmek, eskiye ait düşünce ve toplumsal yapıların yenilenmesi sürecinde sol gençlik kuracağı ortak kurumlarla ve üreteceği projelerle lokomotif görevi yapabilir.
Özellikle din ve ırk temelinde değil ideolojik temelde ortak kurumların oluşturulması geleceğin toplumsal yapıları için ciddi alternatifler yaratabileceklerdir.”
Pratik olarak ne yapılabilir?
Yukarda da belirttiğimiz gibi, iki toplumlu etkinliklerde gençlik önemli bir unsurdur. Bu koşullarda gençlik hedef kitle olmalı ve bu çalışmalar geliştirilmelidir.
İki toplumlu etkinlikler daha önce de olduğu gibi yine sosyal, kültürel, sportif çerçevede süreklilik sağlanarak devam etmelidir ancak bu çalışmalarda özellikle NGO’lar (sivil toplumlu örgütü) lokomotif görevi görmeli, diğer siyasi oluşumlar bu etkinlikeleri teşvik eden, destek veren bir konumda olmalıdır. Bu tip çalışmalar konusunda iki tarafın medya organları da özel önem vermeli, en küçük çalışmalar bile yayınlanmalıdır. Özellikle iki toplumlu çalışmaların reklamları için özel kaynaklar temin edilerek en geniş kesime bu etkinliklerin ulaştırılması sağlanmalıdır.
Bu etkinlikler için asıl önemli olan sürekli olabilmelidir. Süreklilik için de alt yapı ve kaynak sorunları konusunda Avrupa Birliğindeki gençlik programları ve NGO destekleme fonları da devreye konabilir.
Sürekli olarak farklı kesimlerin bir araya geleceği programların, eğitim süreçlerinin, öğrenim araçlarının da yaratılması iki toplumun arasındaki güven süreci gelişmesinde yararlı olacaktır. Yaratılcak ortak iş alanlarının sürekli birlikte çalışan genç kuşak aralarında farklılıklarla birlikte günlük yaşam içinde birbirleri tanıyarak birbirlerini daha iyi anlayabilecektir.
Kültürel ortak ürünlerin yaratılabilmesi ve ortak çalışma alanların ortaya çıkabilmesi için özellikle ara bölge kullanılabilir. Ara bölgedeki yıkılmaya yüz tutan binalar gençlerin sosyal, kültürel ve sanatsal aktiveleri yanında eğlence olanakları içinde özel alanlara dönüştürülebilirse yalnızca kısa süreli özel buluşmalar değil sürekliliği olan ilişkilerin gelişmesinin önü açılır ve bu şekilde 74 yılından beri birbirleri kısıtlı tanıma fırsatı elde eden bir kuşak daha derinlemesine birbirini tanıyabilir.
Eğitim Sistemi
Tüm bunların yaşamda tam anlamı ile yer bulabilmesi için eğitim sistemindeki ve medyadaki şoven unsurlara karşı etkin bir mücadele verilmeli, iki kesim arasındaki düşmanlığı körükleyecek yayınlara karşı sürekli uyarıcı gerekirse kısıtlayıcı tedbirlere başvurulmalıdır. Avrupa Birliği içinde bu konuda Neo Nazilere karşı izlenen tutum örnek teşkil edebilir.
Çok kısa süre içinde eğitimde kullanılan kitapları ve tarih öğretimi gözden geçirilmeli ve düşmanlık yaratabilecek abartılı tanımlar başta olmak üzere bilimsel temelde çağdaş Avrupalı kimliğine uygun tarih öğretimi yürürlüğe girebilmelidir.
Kıbrıslıların din, dil gibi farklılıkları olduğu gibi Kıbrıslılık gibi de binlerce yıllık birikimden onlarca uygarlıktan damıtarak oluşturulan çok kültürlü bir kimliği de vardır. Farklılıkların teşvik edilmesi yerine ortak noktaların ortaya çıkmasına olanak sağlayacak bilimsel çalışmalar da teşvik edilmeli, bunların hayata geçebilmesi için eğitim öğretim kurumları da aktif çalışmalar içinde yer alması için yüreklendirilmelidir.
Ortak siyasi mücadele ve kurumlar
Tüm bunlarla birlikte 23 Nisan sonrası ortaya çıkan kısıtlı ve sınırlı geçişlerle birlikte bizlere yeni olanaklar da sağlamaktadır. Özellikle sürekli iletişim artık çok zor engellenebildiği düşünüldüğünde etnik temelli değil çalışma alanına ve koşullarına uygun ortak yapılarında oluşturulması günlük yaşamda yakınlaşmanın yanında siyasi ortak mücadele açısından da önemlidir.
Ortak siyasi kurumların, ortak ticari kurumların oluşumu bizlerin önündeki yeni sıçrama noktasıdır. Günlük yaşamda geliştireceğimiz ilerlemeleri siyasi ve ticari ortak kurumlara taşıyamazsak ayrılık devam edecek ve yakınlaşmalar belli bir düzeyde tıkanacaktır.
Bu noktada ortak bir amaç için çeşitli nedenlerle bir araya gelecek ve kurumsallaşmaya gidecek süreçlerin önünde tüm engellere kaldırılmalıdır. Bu sürekli düzenlemeler olmayabilir ama hukuksal kimi engellerin geçici olarak ertelenmesi bu süreç için teşvik edici olabilir.
Son söz yerine
İki toplum arasındaki iletişimin gelişmesi konsundaki yaptığımız değerlendirmeleri toparlarsak, gençlik özellikle bu süreçte önemlidir ve gençliğin bu çalışmalara dahil olması özellikle teşvik edilmelidir. 90’lı yılların başından beri süren sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler süreklilikleri sağlanarak kitlesel yapılabilmesi konusunda özellikle mali yönü ile birlikte çözümlenerek teşvik edilmelidir. Bu etkinliklerin en geniş kesime ulaşabilmesi için de medya etkin olarak bu çalışmaları duyurmalı, reklam için gerekli finansal destek temin edilebilmeldir. Tüm bunların başarılı olabilmesi için özellike şoven unsurlara karşı da etkin bir mücadele geliştirilmelidir.
Ancak tüm bunlarla birlikte ortak ticari ve siyasi kurumların oluşturulabilmesi için her türlü kısıtlayıcı konu ortadan kaldırılmalıdır.
Çözüme kadar iki toplumu yakınlaştırabilmek için elimizde bir çok imkanla birlikte yılların biriktirdiği sorunlar, ön yargılar da vardır. Bunlar zaman zaman bizlere ayak bağı olacak ve aşılması imkansız sorunlar da ürettiğini düşünmemize sebep olabilecektir.
Ama bizler binlerce yılın ve onlarca kültürün birleşkesi olan Kıbrıslılığımız ve üzerinde hiçbir zaman sınırına alışamadığımız ortak coğrafyamıza olan inancımızla, ortak vatanımızı yeniden birleştirmeye olan mücadele kararlılığımızla tüm sorunları aşabiliriz yeterki çağdışı kalmış, modası geçmiş bölücü şoven unsurları gözümüzü köreltmesin...
Temmuz, 2003