YKP Gençlik ne düşünür?

1.YKP Gençlik ne düşünür?

A. Giriş

B. Yurtsever Birlik Hareketi 1. Gençlik Konferansı sonuç bildirgesi (24 Şubat 2001, Lefkoşa)

Giriş

Sosyalizm

Kıbrıs Sorunu

Andlaşma, Çözüm ve Barış

C. Yurtsever Birlik Hareketi 1. Gençlik Konferansında alınan kararları

Konferans Kararı No: 1 Çözüm Federal Kıbrıs’tır

Konferans Kararı No: 2 Kıbrıs Türk Gençliğinin Sorunları Üzerine

Konferans Kararı No: 3 Ortadoğu’daki Şiddetin Hemen Durdurulması Gerekir

D. Yurtsever Birlik Hareketi 2. Gençlik Konferansı sonuç bildirgesi (22 Şubat 2003, Lefkoşa)

2001 yılından bugüne çalışmalarımız

‘YBH Gençlik Ne Düşünür?’

Sosyalizm

Cinsiyet ayrımcılığına, ırkçılığa, milliyetçiliğe ve şovenizme karşı mücadele

Kıbrıs Sorunu

Kıbrıs Türk Gençliğinin sorunları üzerine

Dünyadan kopuk değiliz

Sonuç

2. Güncel Dökümanlar

A. Bildiriler

Vilayetleştirdiğiniz bu coğrafyadan sorumlusunuz (15 Kasım 2003, Lefkoşa)

Türkiye bu coğrafyadan sorumludur! (5 Nisan 2003, Lefkoşa)

ABD Elçiliğine davet edilmememiz onurumuzdur! (10 Ekim 2003, Lefkoşa)

B. Ortak deklarasyonlar

YBH Gençlik ile ONED Gençlik’ten Dipkarpaz Ortaokulu için uluslararası girişim (22 Eylül 2003, Lefkoşa)

MİLLİYETÇİLİĞE ARTIK DAHA FAZLA KAN YOK (24 Temmuz 2003, Lefkoşa)

Savaşa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu Girişim Basın Açıklaması (5 Eylül 2003)

ANTENİ SÖKÜN! (8 Kasım 2003, Lefkoşa)

İKİ TOPLUMLU GENÇLİK FORMU ORTAK DEKLERASYON

İKİ TOPLUMLU GENÇLİK FORMUNUN ORTAK AÇIKLAMASI (8-11 Mayıs 2003, Budapeşte)

C. Avrupa Gençlik Formu

Kıbrıs Gençlik Konseyi’nin (CYCIC) önerisi üzerine 21-22 Kasım 2003 tarihinde, Roma’daki Avrupalı Gençlik Forumu’nun (YFJ) Konsey Üyeleri (COMEM) toplantısında kabul ettiği “Kıbrıs’ta Gençlik Konuları” başlıklı karar

YFJ COMEM toplantısında Murat Kanatlı’nın Kıbrıs başlıklı çalışma grubundaki sunuşu

Kıbrıs sorunu nedir?

Türkiye bu coğrafyadan sorumludur

Kıbrıs’ın kuzeyinde demokrasi

Kıbrıslı Türkler herşeye rağmen mücadelelerini sürdürüyorlar

Kıbrıs Türkler ve Kıbrıs Cumhuriyeti

Kıbrıs’ta AB’nin rolü

Kıbrıs sorunu ve gençlik

 

1.YBH Gençlik ne düşünür?

A. Giriş

 

YBH Gençlik, 1998 yılından beri çalışmalarını yürütmekte ve bu süreç zarfında 2001 ve 2003 yılın Şubat aylarında en üst organı olan Konferanslarında aldığı kararlar ve ürettiği düşünceler bir anlamı ile onun kimliğini oluşturmaktadır. Bunun yanında önemli süreçlerde yayınladığı belgeler de bu kimliğin parçalarıdır. Bu noktada bu kitapçık YBH Gençlik’in ne düşündüğüne ışık tutacak ve YBH Gençlik’in ülkedeki ve dünyadaki mücadeleyi nasıl anladığı açıklayacak niteliktedir.

 

B. Yurtsever Birlik Hareketi 1. Gençlik Konferansı sonuç bildirgesi (24 Şubat 2001, Lefkoşa)

Umut vardır, bizdedir...

 

Giriş

YBH Gençlik, 1998 yılında Yeni Kıbrıs Partisinden Yurtsever Birlik Hareketine geçiş sürecinde, geniş katılımlı bir platforumda uzun tartışmalarla oluşturulmuş gençlik yapılanmasıdır. Genel anlamı ile gençlik kollarının çalışmadığı, siyasi partilerin yalnızca sokaktaki işlerini yapan ve partiye militan yetiştiren klasik gençlik kollarının Kıbrıslı gençliği örgütleyemediği gerçeği ile yola çıkan YBH Gençlik, kendine özgü koşulları içinde örgütlenmesini yürütmeye çalışmaktadır. Hiçbir zorlamaya gerek kalmadan, alt üst, emir komuta zincirleri oluşturmadan, ülke koşullarına uygun örgütlenme modelleri yartamaya çalışırken, hiçbir şablona ya da hazır modele itibar edilmemiştir. Çünkü kuzey Kıbrıs, kendi özgülünde farklı koşulları içinde barındıran coğrafik ve siyasi durumlar toplamıdır.

YBH Gençlik, 98 yılından bugüne, birçok siyasi yapının oluşturamadığı dinamiği oluşturup, çok farklı alanlarda çalışmalar yürütmüştür.

98 yılında rejimin aldığı karar ile, iki toplumlu etkinliklerin yasaklanmasıyla, kuzey-güney arasındaki geçişlere izin verilmemekteydi. 2000 yılın Şubat ayında yabancı temsilciliklerin diplomatları nezrinde başlattığımız çalışmaları, Avrupa Parlementerlerin nezrinde de devam ettirmemizle, iki toplumlu etkinliklerle ilgili en etkin girişimi yapan gençlik yapılanması olmamız, bu konu ile ilgili kararlılığımızı ortaya koyması bakımından önemlidir. Bununla birlikte, bu süreçte Pile’de yapılan etkinliklere, etiket merağını ön plana çıkarmadan en yoğun emeği koyarak iki toplumlu etkinliklerin yapılabilmesi için net tavrımızı  ortaya koymaya devam ettik. İki toplumlu etkinlikler bize göre siyasi yapıların şov yapıp, buradan elde ettiklerini iç politikada malzeme olarak kullanacakları bir konu değildir.

2000 yılı içinde, geçişlerin belli bir oranda rahatlaması ile YBH Gençlik, güney Kıbrıs’daki tüm yapılarla ilişkiye geçmeye çalışmış, bunu yaparken de kuzeyden de elden geldiği kadar fazla yapıları bu sürece taraf etmek için elindeki olanakları kullanmıştır. Çünkü biz Kıbrıs’ın geleceği için tüm Kıbrıslıların bir araya gelerek projeler üretmesini ve bunların elden geldiği kadar geniş kitlelere yayılmasını ilke edindik. Bazı siyasi yapıların yaptığı gibi, çalışmaları tekelimize almak, diğer yapıları dışlamak ve en önemlisi siyasi anlamda ahlaki olmayan ilişkileri başka yapılara dayatmak, YBH Gençlik’in kabul edebileceği ilişkiler değildir.

YBH Gençlik, yurtdışında yaptığı çalışmalarında bazı siyasi yapıların tersine, iç politikada söylediklerinin aynisini  bu çalışmalarda da ortaya koyarak tutarlı, temiz ve net politikanı sürdürüyor.

YBH Gençlik, Kasım 2000’den beridir, Yurtsever Gençlik adıyla bir dergi yayınlamaktadır. Bu dergi uzun bir aradan sonra Kıbrıs’ın kuzeyinde yayınlan ilk gençlik dergisidir. Derginin ilk sayısında da ortaya konan, dergiyi tüm yurtseverlerin yayın organı yapabilmek için çalışmalar devam etmektedir.

YBH Gençlik, yalnız ülke içindeki olaylar değil, Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyadaki siyasi olaylarla ilgili tavır geliştirmeye özen göstermektedir.

YBH Gençlik, milliyetçiliğe, şovenizme, gericiliğe, baskı rejimlerine  karşı mücadele edenlerle dayanışmasını her zaman ortaya koymuş, bu konularla ilgili elindeki olanaklarla kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır.

 

Sosyalizm

YBH Gençlik, uzak hedef olarak sosyalist bir düzeni kendine ilke edinmiştir. 1848 tarihinde deklere edilen ‘Komünist Manifesto’dan 153 yıl sonra da sosyalizm, kapitalist düzene bugünkü koşullar içinde dün olduğu gibi yine tek alternatiftir.

Kapitalizm, kar hırsı ile dünyayı büyük bir hızla yok etmektedir. Kar hırsıyla, doğa tahrip edilmekte; din, dil ve coğrafik ayrılıklar kullanılarak sömürü alanları artırılmaktadır.

Yarattığı düzenle kapitalizm, insanlığın ahlaki/etik, kültürel ve kimliksel yok oluşunu hazırlamaktadır.

Kapitalizm var olduğu sürece maddi çıkar sağlamanın temel olduğu paylaşım savaşları sürecek, doğa yok edilecek, insanlar makineştirilerek, sosyal bir varlık olmaktan çıkarak kimliksiz, kültürsüz birer ‘makineye’ dönüşeceklerdir.

Bu olgu insanlığın sonunu hazırlamaktadır. Ekolojik dengenin bozulması, dünyanın yeni, ileri teknoloji savaşlara gebe olması bunun çok da uzak bir ihtimal olmadığını ortaya koymaktadır.

Yeryüzünde kar hırsının yarattığı ekolojik tahribatlar geri dönüşümü olmayan sonuçlara yol açmaktadır. Dünyanın akciğerleri sayılan Amazonların bile yok olma tehlikesi yaşadığı, küresel ısınmanın doğal yaşamı tehdit ettiği, dünyadaki içme suyu kaynaklarının hızla kirletilip tüketildiği günümüz koşullarında, kapitalizm var olduğu sürece bu yokoluş sürecektir.

Savaş teknolojisinde yaşanan insan sağlığına zararlı kimyasal maddelerin kullanılmasının sakıncaları en son Balkanlarda kullanılan ‘seyrekleştirilmiş uranyum’lu mermilerde yaşanmıştır. Körfez savaşı sırasında da ABD’nin kimyasal silah kullandığı iddia edilmişti. Şu anda Ortadoğu’da süren çatışmalarda da kimyasal silah kullanıldığı çeşitli şekillerde açıklanmıştı. Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki bu kimyasal maddelerin insan yaşamı ve doğal yaşam üzerinde olumsuz etkileri vardır. Ama kapitalizmin daha fazla kar hırsı bu silahların kullanımını gerektirmektedir.

Tüm bunların ışığında, yeryüzünde sosyalizmi geçerli kılmak insalığın ve yeryüzünün tek kurtuluştur.

Sosyalizmi değerlendirirken, tek başına yaşanan deneyimlere takılıp kalınmaması gerekir. Sosyalizm, şablonları olan, sorulara hazır cevaplar veren dogmatik/basma kalıp bir düşünce sistemi değildir. Ana ilkeleri Marx ve Engels tarafından şekillenen ve onlarca düşünür, ekonomist ve felsefecinin sonradan katkı koyarak geliştirdikleri bir düşünce sistematiğidir. Tek kitap, tek deneyim, tek olguyla değerlendirip yargılamak ve hükümler vermek ancak sosyalizmi anlamak istemeyenler ile onun düşmanları için geçerlidir.

Paris Komünü deneyimi ve Sovyetler Birliği Ekim Devrimi, sosyalizm için birçok olumlu ve olumsuz deneyimler bıraktı. Küba, Çin ve Arnavutluk kendi çizgilerinde sosyalizm deneyimini yaşama geçirdiler. Vietnam, sosyalizm öncülüğünde mücadelenin hangi boyutlara gelebileceğinin deneyimiydi. Küba, Latin Amerika halkları için umut olmuştu. Tümü kendi koşullarında değerlendirilmelidir. Bugün ana ilke olarak sosyalist terminolojiyi benimsediğini iddia eden Avrupalı sosyal demokratlar birçok ülkede hükümette bulunmaktadır. Bu örnekler de, sosyalizmi değerlendirirken göz önünde tutulmalıdır.

Tüm bunlar dışında, Komünist Manifesto’nun bugün bile, yazılışından 153 yıl sonra değerini yitirmemiş olması, Marx’ın üç ciltlik Kapital kitabının hala daha birçok saygın üniversitelerde tartışılıyor olması sosyalizmin teorik olarak çok güçlü temeller üzerinde olduğunun ispatlarıdır.

1990’lı yılların sonrasında yaşanan olumsuz koşullarda ortaya atılan kapitalizmin zaferi yavaş yavaş çözülüyor. Seattle’da, Nice’de Prag’da yapılan enternasyonal eylemler gibi emeği ile yaşamlarını kazanmaya çalışanların bir kez daha yönetime talip olma hareketleri yayılmaktadır.

Yukarda da belittiğimiz gibi, ya kapitalizmin kar hırsı dünyayı yok edecek ya da sosyalizmin eşitlikçi, demokratik düzeni insanlığı ve yeryüzünü kurtaracaktır.

Bu düşünceler ışığında YBH Gençlik, tüm din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımcılığının, çağdışı ve gerici düşüncenin ürünleri olduğuna inanır; çağın dışında kalanların, din, sermaye ve benzeri düşünceleri kullanarak halkları birbiriyle kavga ettirmesini kabul etmez. Halkların, farklı kültür, din ve dilden gelmelerine rağmen birlikte yaşayabildiklerini onlarca kez ispatladıklarına gerçeği ile YBH Gençlik, bütün halkların kardeş olduklarına inanır.

 

Kıbrıs Sorunu

YBH Gençlik için Kıbrıs, tüm Kıbrıslıların ortak vatanıdır. Binlerce yılın getirdiği ve onlarca kültürden damıtarak ortaya çıkan çokkültürlü yaşam, Kıbrıslılara, farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilme imkanı yüzlerce yıl sağlamıştır. Bu ada üzerinde farklılıklara rağmen ortak yaşam için çokkültürlülük desteklenmelidir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki mevcut rejim ve onun siyasi düşüncesi olan ‘milli dava’, Kıbrıslı Türkler için işsizlik, ekonomik yıkım, siyasi baskılar, çağdışı yaşam ve bunların sonucunda Kıbrıslı Türklerin göçüdür.

YBH Gençlik için mevcut rejim, dolaşım özgürlüğümüzün engellenmesidir, adanın diğer yarısına ‘kısıtlı’ gidiştir. Yüzbinlerce insanın doğduğu yerleri görememesidir, ortak vatan kültürünün yok edilişidir, ‘öteki’nin yok sayılmasıdır. Binlerce dolarla alınan en son teknoloji ürünü silahlarla yapılacak korkunç yıkımın yani savaşın diğer adıdır.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimin ve yerli işbirlikçilerinin, Kıbrıslı Türklere güvenli bir gelecek sağlama düşüncesi yoktur. Sosyo-ekonomik durum iç ve dış etkenlerle kötüleşmekte, bunlar birçok ekonomik krizlere sebep olmaktadır. İşsizlik, siyasi ayrımcılık ve benzeri uygulamaların sonucu ortaya çıkan göçlerle, rejim, Kıbrıslı Türkleri yok etmektedir. Rejime karşı siyasi mücadele YBH Gençlik için esas olandır.

İlginçtir parlamentoyu ana amaç olarak benimseyen siyasi partiler tümü, ayrımcılığın kaldıracağını, ekonomiyi düzelteceğini, göçü durduracağını iddia etmesine rağmen pratikte yaşananlar ortadadır. Hükümet olabilmek ile iktidar olmak arasındaki kalın çizginin algılanması, görmek isteyenler için çok da zor değildir. ‘Sol’ kelimesini kullanan partilerin hükümetlerinde işçilerin, memurların, öğrencilerin üzerine polisler ve askerler sürüldü, onlarca öğrenci yargısız olarak ülkeden sınırdışı edildi, gazetecilere, politikacılara yazdıkları yazılardan dolayı davalar okundu, muhalif gazeteciler çeşitli komplolarla gözaltına alındı, muhalif bir gazetenin basıldığı matbaa ‘bilinmeyen’ kişilerce yakıldı ve en önemlisi Kutlu Adalı faili meçhul bir cinayetle öldürüldü. Tüm bu yaşananlarda bu siyasi yapıların pozisyonları açıktır. Bunlarla birlikte hükümet olduklarında bazı kurumları dahi denetleyemediklerinin ortaya çıkmasına rağmen hala daha bu makama talip olmaya devam edebilmektedirler. Vitrin demokrasisinin olduğu koşullarında ‘hükümetçilik oyunu’ Kıbrıslı Türklere hiçbirşey kazandırmaz.

YBH Gençlik, Kıbrıslıların kendi kendilerini yönetebilecek tecrübe ve imkanlara sahip olduklarına inanır ve talimatla yönetilmeyi kabul etmez.

Bunlarla birlikte Kıbrıs Türk gençliğinin, ateşkesin getirdiği olağanüstü koşullardan dolayı bir çok temel haklar ve özgürlükleri elinden alınmıştır. Gelecek güvencesi yoktur. Demokratik haklar ve insan hakları pamuk ipliğine bağlı, yeri geldiğinde uygulanmamasının herzaman mazereti hazır olarak durmaktadır.

Tüm siyasi yapıların -özelikle gençlik- ortak eylem üretmelerinin gerekliliği vardır. Bugünkü koşullarda rejime karşı mücadelenin tek başına başarıya ulaşması çok da kolay değildir.

Ama ‘ortak eylem’ kavramı da ele alınırken içinin boşaltılmasına izin verilmemelidir. ‘Ortak eylemler’ ilkeli, düzeyli ve dürüst politikalarla yürütülmelidir.

YBH Gençlik, ‘her ne koşulda ve ne şekilde olursa olsun’ düşünce temelindeki ortak eylemliliklerin herhangi bir yarar getireceğine inanmaz. Bu yüzden çalışmaların ilkeli, açık ve dürüst bir platforumda yürütülmesi için çaba harcamaya devam etmektedir. YBH Gençlik, bu tür ilkeli ortak eylemlere de her zaman hazırdır.

 

Andlaşma, Çözüm ve Barış

YBH Gençlik, adanın tekrar birleştirilmesini ‘yok oluşa’ karşı acil olarak talep etmektedir.

Kıbrıs sorunu mümkün olan en kısa zamanda federal bir çerçevede çözülmelidir. Federal çerçeve, 77-79 doruk antlaşmalarına uygun iki bölgeli, iki kesimli, tek egemenliğe dayalı, tek uluslararası kimliğin olmasıdır. Çözüm, temel insan hak ve özgürlüklerinin eksiksiz uygulanmasını sağlamalıdır. Güvenli bir gelecek için AB imkanları değerlendirilmelidir. Çözümden sonrası adanın askersizleştirilmesi çözümün kalıcılaştırılması için önemli koşullardan  biridir.

Federasyonun merkezi güçlü olmalıdır. Merkezi güçlü FEDERASYON, ortak egemenlikle Kıbrıs’ın tümünde söz sahibi olmak demektir; Yatırımların tüm adaya dengeli yapılması demektir; adanın hiçbir yerinde gizli örgütlerin barınamaması demektir; ülkenin toprak bütünlüğünün korunması demektir; iki toplumlu yaşamı herkesin hissetmesi demektir; şoven duyguların daha etkin bir şekilde törpülenmesi demektir.

Federal Kıbrıs’ın yetki ve görev dağılımı, Ghali Fikirler Demeti temeli üzerinde müzakere edilebilir.

YBH Gençlik, çözüm sürecinde, AB uyum müzakerelerine Kıbrıs Türk toplumunun  vakit kaybetmeden katılması gerektiğine inanır. Kıbrıs Türk toplumun müzakerelerde temsil statüsü de açıktır. Toplumlararası görüşmelerdeki statü,  AB uyum süreci için de temel alınarak, iyi niyetli görüşmelerle kısa sürede çözülebilir.

Yine çözüm sürecinde, önceden üzerinde hem fikir olunan Güven Artırıcı Önlemlerin hemen uygulamaya geçilmesinin gerekli koşullarını sağlanması için ilgili ve sorumlu tarafların konuyu yapıcı bir şekilde ele almaları ve sonuçlandırılması kaçılınmaz olandır.

Güven Artırıcı Önlemlerin, yıllardır süren ateşkes ortamının yumuşatılması ve toplumların yeniden yakınlaşması için önemli bir araç olmasıyla birlikte, yeniden yapılanan ilişkiler Kıbrıs Türk toplumuna yeni iş kaynakları yaratacak, yeni olanakları da beraberinde getirecektir.

Bu süreçte, ara bölgenin kara mayınlarından temizlenmesi ve ara bölgedeki silahlı birliklerin uzaklaştırılması çözüm sürecine olumlu katkı sağlayacaktır. 18 yaşında ilkokul çağlarından başlayarak birbirlerine düşman olmaları için yetiştirilen gençlerin bir kaç on metre arayla karşılıklı olarak sınırlarda nöbet tutturulması çözüm sürecine olumlu katkı sağlamaz.

Çözüm ve sonrasına yönelik olarak iki toplumlu etkinliklerin olumlu yönleri çok fazladır. Toplumların birbirlerini yeniden tanımaları, görüş alış verişinde bulunmaları sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Çözüm için toplumların şovenizm ve milliyetçi öğelerden arındırılması da gerekmektedir. Bu yüzden Kıbrıslı gençler ortak mücadelelerini geliştirmeli ve geniş kitlelere yaymalıdırlar. Bunlarla birlikte iki toplumlu etkinliklerde Kıbrıslı gençlerin gelecekleri için ortak çalışma zeminlerini aramaları ana amaç olmalıdır. Kıbrıslı gençler artık somut projeler üreterek, gelecekleri ile ilgili konularda birlikte iş üretmeleri gerekmektedir. Ortak yapıların kurulması ve geliştirilmesinin zamanı gelmiştir.

YBH Gençlik için Kıbrıs’ta barış, halkların kendi iradeleri ile yaratacakları, çok kültürlülük temelinde, toprağı bütün sosyalist yaşam koşullarının oluşturulması ile ortaya çıkacak yaşam biçimdir.

 

C. Yurtsever Birlik Hareketi 1. Gençlik Konferansında alınan kararları

 

Konferans Kararı No: 1 Çözüm Federal Kıbrıs’tır

YBH Gençlik, gelinen aşamada Kıbrıs sorununu değerlendirerek aşağıdaki sonuçlara varmıştır.

1. Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğü, özelde Kıbrıs Türk gençliğini ve genelde ise Kıbrıs Türk toplumunu hızla yok etmektedir.

Çözümsüzlük, işsizliktir, sosyo-ekonomik yıkımdır, siyasi ayrımcılığın devam etmesidir, partizanlıktır, çağdışı yaşamdır, dünyadan soyutlanmadır ve tüm bunların sonucu olarak göçün hızla devam etmesi adadaki Kıbrıslı Türk toplumunu hızla yok etmektedir.

2. Mevcut Statükonun yarattığı ortamdan dolayı, adadaki silahlanmanın hızla devam etmesi, Kıbrıs’ta her geçen gün savaş olasılığını artırmaktadır. 1974 yılından beri yaşanan ateş-kes koşulları bu olasılığı güçlendirmektedir.

Savaş olasılığına karşı, Güven Artırıcı Önlemler hemen uygulanmalı, sınırlardaki askeri birlikler karşılıklı olarak birbirlerinden uzaklaştırılmalı ve çözümden sonra adanın tümden silahsızlandırılması göz önüne alınarak, ilgili ve sorumlu taraflar, acilen adanın silahsızlandırılması için gerekli koşullarının oluşturulmasını sağlamalıdır.

3. Üst düzey anlaşmaları ve ilgili BM Kararları çerçevesinde federal çözüm için toplumlararası görüşmelerin iki liderin tekeline bırakılmadan önkoşulsuz ve direk olarak devam etmesi ve Kıbrıs’ın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne dayalı Federal Kıbrıs’ın kurularak adanın tümüyle askersizleştirilmesi, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar’ın çıkarlarına olduğu kadar, Türkiye ve Yunanistan’ın ilişkilerinin daha iyiye gitmesine ve bölge barışına da katkıda bulunacaktır.

4. İki toplumlu yeniden yakınlaşma etkinlikleri, toplumların birbirlerine yeniden  güvenmeleri, birbirlerini yeniden tanımaları, görüş alış-verişinde bulunmaları sorunun çözümüne yönelik olumlu etki yaratmaktadır. Bunun yanında Sivil Toplum Örgütlerinin karşılıklı çözüm ve sonrasına yönelik ortak projeler hazırlamasının ve uygulamasının Kıbrıs sorununun çözümüne olumlu katkılar sağlayacağı göz önüne alınarak, iki toplumlu etkinliklerin düzenlenmesindeki tüm kısıtlamalar kaldırılmalı ve yaygınlaştırılabilmesinin koşulları oluşturulmalıdır.

5. YBH Gençlik bu adanın tüm Kıbrıslılara yetecek kadar büyük ama bölünemeyecek kadar da küçük olduğunun altını çizer ve tüm Kıbrıslı gençliğe şu çağrıyı yapar:

“Ortak vatanımız Kıbrıs üzerinde yeniden ortak bir yaşam kurmak için umut vardır ve tüm Kıbrıslılardadır”

 

Konferans Kararı No: 2 Kıbrıs Türk Gençliğinin Sorunları Üzerine

YBH Gençlik, Kıbrıs’ın kuzeyindeki gençlik sorunlarını değerlendirerek aşağıdaki sonuçlara varmıştır.

1. Eğitim sistemindeki gerici şoven eğitim müfredatının hemen değiştirilmesi, yerine çağdaş katılımcı bilimsel eğitim için gerekli koşulların oluşturulması çağdaş, demokratik, çoğulcu yaşamın gereğidir.

2. Orta eğitimde reform yalnız müfredatta kalmamalı özüne uygun, okul yönetiminden özerk, bağımsız demokratik yapılar oluşturup; öğrenci gençliğin demokratik katılımı ile okul içi demokrasinin sağlanması gerekir.

3. Üniversitelerde planlı eğitim ve iş gücü planlaması ile ortaya çıkacak ihtiyaçlar sonrası parasız, özerk demokratik ve bilimsel birer kuruma dönüştürülmesi gerekir.

4. Gençlerin verimli oldukları çağlarda ‘askerlik’ denen kurum aracı ile 2 yıllarının harcanmasına alternatif olarak statükonun ortadan kaldırılması ve adanın silahsızlandırılması gerekir.

5. Statükonun yarattığı koşulların ve mevcut yöneticilerin art niyetleri ile tamamen içinden çıkılmaz hale getirilen ülke koşullarının sonucu olan göçe karşı, geri dönülebilir, yaşanabilir bir ülke oluşması için söz, yetki ve karar Kıbrıslılara verilmelidir.

6. Ülke koşullarının istismar edilerek her yaş ve kuşakta olduğu gibi genç emekçi arkadaşların emeğinin sömürülmesine karşı emekten yana bir düzenin kurulması kaçınılmaz olandır.

 

Konferans Kararı No: 3 Ortadoğu’daki Şiddetin Hemen Durdurulması Gerekir

YBH Gençlik, Ortadoğu’daki sorunları değerlendirerek aşağıdaki sonuçlara varmıştır.

Ortadoğu’daki zengin yeraltı kaynaklarının kullanımı için emperyalist güçlerin yüzyıllardır izledikleri politikalar, bugün Ortadoğu’da yaşayan halkaları şiddetin tam ortasında bırakmıştır.

Emperyalist güçler, bölgedeki egemenliklerini sürdürmek için, yıllardır bölge halklarını çatıştırarak konumlarını korumaya çalışmaktadırlar. Bu amaçla, gerici Arap yönetimlerinin varlığını korumalarına yardımcı olmakta; Ortadoğu'da demokratik yönetimlerin iş başına gelmemesi için büyük uğraş vermektedirler. Ortadoğu’da sorunların kalıcı çözümü ve barış ortamının oluşmamasını, gerektiğinde silahlı çatışmalarla, gerektiğinde de hiç sona ermeyecek görüşmelerle uzatmaktadır. Bu uzayıp giden süreçte, bölgedeki doğal zenginlikler, bölge halkına değil, Emperyalist güçlere yaramaktadır.

YBH Gençlik, Ortadoğu'daki sorunların silah yoluyla çözümünün mümkün olmadığının altını çizer. Bölgedeki sorunlara çözümü ve kalıcı barışı bölge halklarının gerici ve faşist yönetimlerini yıkarak, kendi demokratik yönetimlerini kurmasında ve emperyalizmin müdahalelerini geriletmelerinde görür.

Bu arada, YBH Gençlik, bir süredir İsrail'in Filistin halkına uyguladığı şiddeti kabul etmediğinin altını çizer.

YBH Gençlik; İsrail'deki şiddetin hemen durdurulması ve İsrail-Filistin Liderlerinin üzerinde anlaştıkları Oslo Barış Anlaşmasının tüm maddeleri ile hemen uygulanmasını talep eder. Bu yönü ile YBH Gençlik, bir kez daha uluslararası kamuoyuna duyarlılığını artırma çağrısı yapar.

 

D. Yurtsever Birlik Hareketi 2. Gençlik Konferansı sonuç bildirgesi (22 Şubat 2003, Lefkoşa)

eşit, özgür, demokratik, birleşik bir ortak vatan için: “geleceği biz kurarız!...”

 

2001 yılından bugüne çalışmalarımız

YBH Gençlik olarak 24 Şubat 2001 tarihindeki 1. Gençlik Konferansından bugüne kadar geçen süreçte birçok çalışmayı gerçekleştirdik.

Ortak vatanın yeniden birleştirilmesi ve kuzeydeki rejime karşı mücadelemiz sürüyor ve bu konulardaki çalışmalarımız devam etmektedir.

1. Gençlik Konferansımızda alınan birçok karar zaman için doğruluklarını ve gereklilikleri ispatlamış ama kendimize ait eksik ve zaaflarımız nedeni ile bunların hayata geçirilmesi yada bu konularda çalışma yapılabilmesi olanaklı olmamıştır.

Tüm bunlara rağmen YBH Gençlik, gerek tüm Kıbrıs’ta, gerekse de yurtdışında önemli bir etkiye sahip gençlik örgütlenmesi olmayı başarmıştır.

2001 yılından bugüne YBH Gençlik, adanın kuzeyinde çeşitli politik toplantılar organize ederek, farklı örgütlerle yan yana gelip eylem yaparak kuzeyde çalışmalarını yürütmektedir. Adanın güneyinde ise çalışmalarımız artarak sürdü. Uzun yıllar belli örgütler arasına sıkışan iki toplumlu etkinlikler konusunda YBH Gençlik daha önce güneyde siyasal çalışmalar yürüten NEOS’un kongresine katılarak ve NEOS ile birlikte kuzeyde de çalışmalar yaparak ilkleri gerçekleştirmişti. Bu NEOS’un ilk kez kuzeydeki çalışmalara katılması yönünden önemliydi. Halen daha NEOS ile olan ilişkilerimiz üst düzeyde sürmektedir. 2002 yılında da Yeşiller Partisinin Gençlik örgütü NE.OI ilk kongresine katılan ve genç ekolojistlere seslenen Kıbrıslı Türk gençlik örgütü olduk ve NE.OI ile olan ilişkilerimizi geliştirdik. Bu süreç zarfında ayrıca var olan ilişkilerimizi de daha ileri noktalar taşıma fırsatımız da oldu. Yıllardır ilişkilerimizi sürdürdüğümüz EDON ile çalışmalarımızı daha ileri noktaları taşıma fırsatımız oldu.

7 gençlik örgütünün birlikte oluşturduğu İki Toplumlu Gençlik Formu içinde yer alarak çeşitli etkinliklerin gerçekleşmesi ve Uluslararası İşbirliği için Kıbrıs Gençlik Konseyi (CYCIC)’e üyelik sürecimizin olumlu sonuçlanması gibi kalıcı çalışmaların içinde yer aldık.

Bu süreçte yalnızca NEDIK ile ilişkilerimizi kuramamış olmamız dışında güneyde siyasal çalışmalar yürüten tüm gençlik yapıları ile olumlu ve yapıcı çalışmalar içinde olduğumuzdan bizler için olumlu bir dönemdi.

Uluslararası ilişkilerimizi de bu süreçte geliştirdik. Yunanistan’da yapılan Yunanistan Komünist Gençlik (KNE) ve PASOK Gençlik’in kongrelerine ilk kez Kıbrıslı Türk gençlik örgütü olarak katıldık ve kongrelerde yaptığımız konuşmalarla Yunanlı gençlere görüş ve düşüncelerimizi taşıdık.

Sosyalist Gençliğin Uluslararası Birliği (IUSY) ile ilişkilerimizi geliştirip, düzenledikleri birçok çalışmaya aktif olarak katılarak tavrımızı ve düşüncelerimizi dünyanın çeşitli yerlerindeki örgütlü gençlik örgütlerine direk olarak taşıma olanağı bulduk. 2002 yılında Larnaka’da yapılan uluslararası seminerde NEOS ile geliştirdiğimiz Kıbrıs sorunu ile ilgili ortak metin IUSY Başkanlığı tarafından da onaylanarak IUSY’nin genel dökümanları içinde yer aldı.

Tüm bu yurtiçi ve yurtdışı çalışmaları yaparken bizim için asıl önem bir etkinlik olan 1950 yıllarda ortak vatanın birlikteliği için mücadele eden işçi önderlerinden Derviş Ali Kavzoğlu’nu onun sendikacı dostlarının katılımı ile gelenekselleşecek şekilde anmaya başlamış olabilmemizdir. Bu konuda katkıları ile bizler destek olan tüm o dönem ki baskıcı Türk yönetimine rağmen emeğin mücadelesini veren yiğit ve onurlu sendikacı dostlarımız Kamil Korat, Hulus Çağlar Aziz Kutlay ve Aziz Barışoğlu’na burdan bir kez daha teşşekkür ederiz.

Bilindiği gibi Kavazoğlu sendikacı arkadaşı Mişoulis ile birlikte Lüricina yakınlarda Kıbrıslı Türk faşistleri tarafından uğradıkları silahlı saldırı sonucu öldürülmüşlerdi. Kavazoğlu özelinde Rum ve Türk sendikacıların omuz omuza verdikleri mücadeleyi ve bu uğurda öldürülen veya saldırıya uğrayanları o dönemi yaşanlardan genç kuşaklara aktarılmasının, bizler için önemli bir çalışma olduğunun altını  bir kez daha çizmek isteriz.

 

‘YBH Gençlik Ne Düşünür?’

YBH Gençlik, 1. Gençlik Konferansı dökümanları ile Ağustos 2001 tarihinde ‘YBH Gençlik Ne Düşünür?’ başlıklı kitapçığı yayınlayarak, uzun bir aradan sonra ilk kez bir politik gençlik örgütü düşüncelerini sözelden yazılı bir dökümana geçirerek netleştirdi. Bu aslında uzun zamandır süren gençlik örgütleri arasındaki sözel tartışma zeminine yeni bir durum da getirmekteydi. Ancak bu çalışmamız da yeteri kadar etkili olamadı. Tüm olumsuzluklara rağmen hazırlanan döküman o günün koşullarını karşılamakta ve halen daha bir çok yönü ile geçerliliğini korumaktadır.

 

Sosyalizm

YBH Gençlik, yayınladığı dökümanda sosyalizm ile ilgili görüşlerini net şekilde ortaya koymuş ve halen daha bu görüşlerini korumaktadır.

2001 yılından bugüne dünya üzerinde özgürlükçü bir sosyalizm yaratmak için çalışmalar halen daha sürmektedir. Bu konuda ciddi iddialar ortaya koyan Brezilya İşçi Partisi hükümet olmuş, dünyanın birçok yerindeki sol, sosyalist emekten yana örgütler 3. kez Porto Alegre’de Dünya Sosyal Formunu toplamış ve kararlar üretmişlerdir.

YBH Gençlik halen daha süren özgürlükçü bir sol tartışmalarının içinde, bu coğrafya üzerinde çalışmalar yapmayı kendine görev saymaktadır.

 

Cinsiyet ayrımcılığına, ırkçılığa, milliyetçiliğe ve şovenizme karşı mücadele

YBH Gençlik, tüm din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımcılığının, çağdışı ve gerici düşüncelerin ürünleri olduğuna inandığını; çağın dışında kalanların, din, sermaye ve benzeri düşünceleri kullanarak halkları birbiriyle kavga ettirmesini kabul etmediğini açıklamıştı.

Bu süreçten sonra YBH Gençlik üyelerine düşen, bu düşünceler temelinde çalışmalarını geliştirmektir.

Bizlerin yapması gereken, kuzeyde yaşayan ve halen daha azınlık olan Kıbrıslı Rumların ve Maronitlerin sorunlarının aslında bizlerin sorunu olduğunu ve görmezden gelerek sorunların aşılamayacağının bilinci ile çalışmalar yapmak, bu insanların hak ve özgürlükleri ile yaşamalarının koşullarını oluşturmaktır.

74 sonrası Cenevre Konvansiyonuna aykırı olarak kuzeydeki siyasi yapıyı kontrol altına almak için adaya getirilen insanlar da ayni düşünceler temelinde değerlendirilmeli ve çözüm üretilmelidir.

Kıbrıs adası üzerinde her türlü baskıcı rejime karşı, talimatla yönetilmeye karşı mücadele ettiğimiz bu koşullar altında bizler, bu coğrafyayı anayurt saymayanlara bu ülkenin kaderini belirleme hakkının verilmesini kabul etmediğimiz gibi, ayni şekilde bu insanların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğramasını, baskıya uğramasını da kabul etmiyoruz.

Yaşam hakkı ile bir ülkenin kaderini belirleme hakkının farklı şeyler olduğunun bilinci ile YBH Gençlik, bu coğrafya üzerinde yaşayan farklı kimliklerden insanların, önce dünya yurttaşı olduklarını kabul ederek, insan sevgisi temelinde sorunlara yaklaşır ve herkesin kendi insan hak ve özgürlüklerine sahip olarak yaşamasının mücadelesini verir.

YBH Gençlik, milliyetçiliği, ırkçılığı ve şoven düşünceleri odak olarak kabul edip paramiliter örgüt kuranları ortak vatanın yeniden birleştirilmesi sürecinde ciddi bir sorun olarak görür ve bu tip düşüncelerle oluşturulan ve oluşturulacak olan yer altı örgütlerine karşı mücadele edilmesini kendi görevi sayar.

Paramiliter örgütlere karşı mücadele için YBH Gençlik, her türlü yerel ve uluslararası işbirlikleri ve güç birlikleri ile mücadelesini geliştirir.

 

 

Kıbrıs Sorunu

YBH Gençlik gelişen süreç içinde Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri olumlu değerlendirir ve hızla bir çözüme gidildiğinin umutlarını taşır.

BM Genel Sekreteri Annan’ın sunmuş olduğu çerçeve anlaşması bugün yaşadığımız koşullardan daha iyi zemin hazırlayacağı gerçeği ile ortak vatanın yeniden birleştirilerek Kıbrıslıların kendi ülkelerinde kendi kendilerinin geleceklerinde söz sahibi olabilmeleri için bu anlaşma taslağının hemen imzalanmasını talep eder.

YBH Gençlik, bu belgenin eksik ve kusurlu taraflarının da olduğunun bilincindedir ama bugün siyasi iradesi elinde olmayanların bunun değiştirilmesi veya geliştirilmesi için politika yapmasının koşullarının olmadığına inanır ve bir kez daha söz, yetki ve karar yetkilerinin halk tarafından kullanılması için iktidara talip olduğunu ve çözümün buna giden yolda bir araç olduğunun altını çizer. Bu bağlamda çözüm için hemen anlaşmanın imzalanmasını ve sorunun çözümlenmesi için bu anlaşma temelinde herkesin üstüne düşeni yapması gerekliliğinin altını çizer.

YBH Gençlik, bir kez daha sorunların rejimin sunduğu seçenekler içinde aranmasının hatalı olduğunu vurgular. Rejimin hazırladığı vitrinlerde yer alarak, etkisiz ve yetkisiz görevlere talip olup sorunların çözümlenemeyeceği, seçim yapılabilmesinin uluslararası hukuğa göre yasal koşullarının dahi olmadığı, TC Büyükelçiliğinin ve ona bağlı TC Yardım Heyetinin bu coğrafyada Türkiye’nin bir ilindeki vali gibi yetkilendirildiği, askerin kışlasında değil günün her anında, yaşamın her alanına ve herşeye müdahale edebildiği, askeri yetkililerin sivil bürokrasi üzerinde tam yetkili olarak hakimiyet kurduğu bu koşullarda YBH Gençlik bu coğrafya için ‘özgürlük, demokrasi, eşitlik hemen şimdi!’ sloganını yükselterek, umutsuzluğu yaratanlara karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunun altını çizer.

YBH Gençlik, hemen bir çözüm bulunabilmesi için zamanın gittikçe daraldığının bilinci ile mücadelenin devrimci gençlik mücadelesi zeminde rejimle her türlü ilişkiyi keserek yükseltilmesi gerektiğine inanır. Bu düşüncelerle YBH Gençlik, önümüzdeki süreçteki mücadelesini bu zeminde değerlendirir ve bu düşüncelerle gençlik mücadelesinin kitlesel olarak siyasallaşması için mücadele verir.

YBH Gençlik, bu süreçten geçerken iş ve güç birliklerini kendi özgün durumlarında değerlendirir ve kararlar üretir. Bazı küçük sol grupların kendi kendilerine ürettikleri sağ ve sol sapma düşünceleri ve bunlar sonucu oluşturulan karşı hareketleri ve dayatmalarının bizler tarafından onaylamasının yada kabullenilmesinin koşulları yoktur. YBH Gençlik, tüm iş ve güç birliklerinin eşit, ilkeli, düzeyli ve farklılıkları tolere edici şekilde ele alınmasına, yapılan eleştirilerin bilimsellik temelinde olmasına verdiği öneme dikkat çeker. YBH Gençlik, bir kez daha tüm Kıbrıs’ta yaşayan ortak vatanın yeniden birleştirilmesi ve özgür, demokratik ve eşitlikçi bir yaşam için bu düşüncelere onay veren gençlik örgütlerini yan yana gelerek yeni Kıbrıs’ı birlikte kurmak için daha fazla çaba harcama çağrısı yapar.

Ortak vatanın diğer yanındaki tüm gençlere de çağrımız sözcüklerle ifade ettiğimiz bölünmüşlüğe karşı, yaşam alanımız içinde de, günlük hayatımızda da bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak, birlikte yaşam için daha fazla ortak mücadelenin koşullarını yaratmaya ihtiyacımızın olduğu bilinci ile iş ve güç birliğimizi artırmamızdır. Kıbrıs coğrafyası üzerinde tüm sorunların tümümüze ait olduğuna inan bizler, her türlü politik, sosyal, ekonomik ve sportif alandaki gelişmelerde birbirimizin kaygılarını, sorunlarını ve farklılıklarını dışlamadan ayrı değil ayni coğrafyada yaşadığımızın bilinci ile ele alıp çözüm üretmek, ortak vatanın birleştirilmesi için gerçek anlamda katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda YBH Gençlik iki toplumlu ortak yapıların kurulması veya olan yapılarda birlikte çalışılmasına verdiği öneme bir kez daha dikkat çeker.

 

Kıbrıs Türk Gençliğinin sorunları üzerine

Konferans’ta alına 2 numaralı kararda belirtilen tüm hususların halen daha devam ettiği ve bu yüzden Konferans kararının hala daha geçerli olduğu gerçeği ile bizler önümüzdeki süreçte bu düşünceleri yaşama geçirebilmek amacıyla gerekli tüm çalışmaların yapılması gerekliliğe inanmaktayız. Bu bağlamda gençliğin farklı yaşam alanlarındaki sorunlarının çözümü için alt çalışma gruplarının kurularak 1. Konferans kararına uygun çalışma yapılması gereği vardır. Bu yüzden önümüzdeki süreçte Gençlik Meclisinin önündeki önemli görevlerden biri de bu çalışmaları hayata geçirmektir.

 

Dünyadan kopuk değiliz

Halen daha dünyada yükselen neo-liberallerin küresel saldırısına karşı çeşitli sol, sosyalist, emekten yana örgütün küresel direnişi sürmektedir. Küreselleşme karşıtlarının yeni bir dünya mümkün diyerek başlattıkları mücadelelerinden kendimizi ayrı düşünme olanağımız yoktur. Bu yüzden YBH Gençlik, neo-liberal politikalara karşı yükselen küreselleşme mücadelesini olanakları ve imkanları oranında destekleme kararlılığındadır.

Bunun dışında yanı başımızda süren İsrail-Filistin arasında gerginlik konusunda 1. Konferans’ın 3 numaralı kararının halen daha geçerli olduğu, bu karar özel olarak YBH Gençlik’in Afganistan’da yapılan askeri hareketi de onaylamadığı ve şu günlerde başlaması beklenen Irak savaşına da karşı olduğunu vurgular. Dünya üzerinde birkaç uluslararası tekelin ve onların kontrolündeki ülkelerin savaş ittifakları yaparak sivil halka, doğaya ve tarihsel birikime karşı girişecekleri her türlü kendi çıkarlarından başka hiçbirşeyi gözetmeyecek askeri müdahalelere karşı YBH Gençlik, ‘istersek bir durdurabiliriz’ düşüncesiyle bu tip olayların durdurulabilmesinin koşulları olduğuna olan inancı ile mücadelenin yükseltilmesinin gerekliliğine inanır.

YBH Gençlik, dünyanın bir kısmının refah içinde yaşarken hala daha dünyanın birçok yerinde yetersiz beslenmeden, yetersiz sağlık hizmetinden, yetersiz barınmadan dolayı ölen insanların olmasının bu çağın insanlığının büyük bir utancı olduğuna inanır ve herkesin bu sorunları çözme konusunda ciddi sorumluluğu olduğunu hatırlatır.

YBH Gençlik, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın herkesin kendi dili ve kendi kültürüne saygı gösterilerek yaşabilmesinin, eğitimini tamamlayabilmesinin, yaşamını sürdürebilmesinin koşullarının oluşturabilmesinin en temel insan haklarından biri olduğuna inanır ve bunun için daha fazla çaba harcanmasına ihtiyaç olduğunun altını çizer.

YBH Gençlik, savaşların insanları yaşadıkları coğrafyadan kopardığına, göçmenlerin dünyanın birçok yerinde ciddi sorunlarla yaşadığına ve halen daha yaşam koşullarından dolayı hala daha milyonlarca insanın ölümü göze alarak hareket halinde olduğuna dikkat çeker.

YBH Gençlik, yeniden kurulmakta olan Avrupa Birliği’nin kuruluş sürecinde yer almayı ve emeğe daha saygılı bir Avrupa Birliği’nin yaratılması için mücadele eden örgütlerle iş ve güç birlikleri yapılması gereğine de inanmaktadır.

Sürdürülebilir bir çevre için neo-liberal politikalar ciddi sorunlar yaratmaktadır. Doğa ciddi olarak tahrip edilmekte, kullanılabilir su kaynakları yok edilmekte, yer altı ve üstü kaynakları talan edilmekte, birçok canlı türünün de nesli tükenmektedir. Bu koşullar altında YBH Gençlik, doğaya karşı girişilen bu saldırılar karşısında herkesi daha fazla duyarlı olmaya çağırır. YBH Gençlik, yok edilen doğanın geri dönüşümün imkansız olduğunun bilinci ile gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için herkesi bir kez daha duyarlı olamaya çağırır.

Tüm düşüncelerle YBH Gençlik, yukarıdaki düşünceleri çerçevesinde halen daha sürmekte olan uluslararası gençlik örgütleri ile iş ve güçbirliğini artırmayı ve daha fazla katkı sağlayarak bu düşünceler için mücadele etmeyi kendine görev sayar.

 

Sonuç

Kıbrıs sorunun önemli bir süreçten geçtiği ve ciddi gelişmelerin beklendiği bugünlerde toplanan Konferansımız başarılı bir şekilde tamamlanmıştır.

Artık Kıbrıs Türk liderliğinin bu toplumu temsil etmediği, Türkiye’nin kuzey coğrafyasında tam hakimiyeti elinde bulundurduğu bunun için yıllar öncesinin Yeni Kıbrıs Partisi’nin sloganı olan ‘bu memleket bizim, talimatla yönetilmeye hayır’ın artık kitlelere mal olduğunun gerçeği önümüzde durmaktadır.

Bu koşullar altında YBH Gençlik, mücadelenin artık yeni bir evreye girdiğinin ve bunu karşılayacak eylemlere ihtiyaç olduğunun bilinci ile devrimci gençlik mücadelesini yükseltmeye karar vermiştir.

YBH Gençlik’in rejimin temsilcilerine çağrısı artık bulundukları mevkileri gerçek sahiplerine devretmeleri ve siyasetten çekilmeleridir. Artık kurdukları bu düzenin daha fazla devam etmesinin koşulları yoktur.

Artık bu coğrafya üzerinde yaşayanların, ne perdenin önünde duranların ne de perde gerisindekilerinin gelecekleri üzerinde daha fazla hakimiyet kurarak kendilerini bilinmeyen karanlık günlere taşımasına tahammül edebilecek sabırları, zamanları ve koşulları kalmamıştır.

Eğer perdenin her iki tarafındakiler siyasetten çekilmezlerse bu coğrafya üzerinde yaşayanlara düşen görev onları bu mevkilerden uzaklaştırmaktır.

Bunun için umut vardır, bizlerdedir...

Direneceğiz, başka seçeneğimiz zaten yok, kazanan biz olacağız...

 

2. Güncel Dökümanlar

A. Bildiriler

 

Vilayetleştirdiğiniz bu coğrafyadan sorumlusunuz (15 Kasım 2003, Lefkoşa)

Bir kez daha sokaktayız. 5 Nisan’da olduğu gibi bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine bu coğrafyadan sorumlu olduklarını söylemek için buradayız.

Geçen yüzyılın başından beridir, şekil değiştirerek devam eden Kıbrıs sorununu çözme amacıyla, Kasım 2002’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu plan üzerinde yapılan görüşmeler, 10 Mart 2003 tarihinde Lahey’de çökmüştür. Halen daha bu plan ve görüşmeler konusunda tartışmalar sürmektedir. Bu süreç içerisinde, Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadığı kadar konuşulmuş, tartışılmış ve özellikle gençlik müthiş bir bilinçlenme dönemi geçirmiştir. Bu planın yarattığı depremle birlikte herkes saflarını belli etmiş, akıllarda yaşanan düşünsel devrim gerçeklerin daha fazla insan tarafından açıkça görülmesini sağlamıştır.

Onlarca yıldır Kıbrıs’ın kuzeyinde:

Atanmışların seçilmişlere hükmettiği, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin ve ona bağlı Yardım Heyetinin bu coğrafyada Türkiye’nin bir ilindeki vali gibi yetkilendirildiği, Askerin kışlasında değil günün her anında, yaşamın her alanına ve herşeye müdahale edebildiği bir ortamda dünyadan tecrit edilmiş halde yaşayan Kıbrıs Türk toplumu çok net olarak Denktaş’ın, çevresindekilerin ve meclisin kendilerini temsil etmediğini ve sadece aldıkları talimatları uyguladıklarını anlamıştır.

Kıbrıslı gençler olarak bizler, bir kez daha, sorunların rejimin sunduğu seçenekler içinde aranmasının hatalı olduğunu belirtiyoruz.

Rejimin hazırladığı vitrinlerde yer alarak, etkisiz ve yetkisiz görevlere talip olup sorunların çözümlenemeyeceği, uluslararası hukuğun geçersiz olduğu bir coğrafyada yapılacak seçimlerin hiç bir şeyi değiştiremeyeceği gerçeğinin farkında olan biz gençler, “statüko”ya karşı “özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış hemen şimdi!” sloganını yükselterek, umutsuzluğu yaratanlara karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimin tamamen talimatla yönetilen bir idare olduğunu açıkça ortaya koyan onlarca uluslararası döküman, açıklama ve rapor vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye karşı Ahmet An’ın başvurusu ile açılan davanın sonunda verdiği kararda Türkiye’nin adada bulundurduğu askeri gücüyle buradaki tüm politika ve hareketlerden sorumlu olduğunu vurgulamıştır.

AİHM’in de aldığı kararlarda vurgulandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti burada bulundurduğu 30 bin üzerinde askerle ve kontrol ettiği kuzeydeki silahlı güçlerle yaşamın her alanına müdahale etmektedir.

Daha önce Menar Fabrikasında grev yapan işçilere polis tarafından saldırılmış, onlarca kez haklarını arayanlara karşı acımasızca amacını aşan şiddet uygulanarak müdahaleler yapılmıştı. 25 Mart 2003 tarihinde de, Elye köyünde yaşananlar bu coğrafyada demokrasinin var olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. TC Genelkurmayından emri altındaki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı polis güçleri, yukarıdan gelen talimatlarla, hiçbir yasal dayanağa sahip olmaksızın halkın toplantı yapmasını daha önce onlarca kez olduğu gibi Elye’de de zorbalıkla engellemiş, yıllardır ezilen ve sömürülen kesimlerin temsilcileri olan sendikacıları tutuklayıp mahkemeye sevk etmiştir. Tüm bu yaşananlar artı olarak, suçlu olan rejim adeta suçunu örtmek istercesine 5 ay sonra bu konuda yazı yazan gazetecilere, aydınlara GKK’nın talimatı ile askeri mahkemede yargılanmak üzere davalar okunmuştur.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki demokrasinin, özgürlüklerin sınırı birilerinin iki dudağı arasında olduğunu ortaya koyan somut birkaç örnektir yukarda aktardığımız olaylar...

16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında imzalanan Garanti Anlaşması ile, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin ve toprak bütünlüğünün korunmasını garanti etmişti. Rejimden beslenen grupların gözlerden kaçırmaya çalıştıkları hukuki gerçek tüm dünya’nın gözlerinin önünde durmaktadır. Garanti Antlaşmasına göre, Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumak; yani taksimini veya başka bir ülkeye bağlanmasını engellemekle ve bozulan düzenini yeniden tesis etmekle yükümlüdür. Türkiye’nin garantörlük hakları bunlarla sınırlıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kalktığını varsayarsak, o zaman Türkiye’nin garantörlük haklarının da uluslararası hukuğa göre hiçbir geçerliliği kalmayacaktır.

Yaşanan bütün bu olaylar ve çeşitli uluslararası dökümanlara yazıldığı gibi Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’nin hakimiyeti tartışmasız ortadır. Son olarak AB Komisyonun hazırladığı Strateji Belgesinde de Türkiye’nin sorumluluğu açıkça ortaya konmuş ve çözümsüzlüğün Türkiye’nin AB yolunda ciddi engel olabileceği bu dökümanlara girmiştir. Bu nedenle Türkiye, kuzeydeki rejimin tam yetkili hamisi olarak sorumluluklarını yerine getirmeli ve Kıbrıs’taki sorunun çözümü için gerekli tüm anlaşmaları imzalamalı yada imzalatmalıdır.

Kıbrıslı gençlik olarak bizler, uluslararası dayanışma ile gerçekleştirdiğimiz bu eylemle sesimizi duyan herkesin bilmesini istiyoruz ki, köklerimiz asırlık zeytin ağaçları gibi bu toprağı derinden kavramıştır. Gençlik bu adadan göç etmeyecek, yurduna sahip çıkacak ve yırtılan bu haritayı zeytin dallarıyla –bir daha kopmamacasına- birbirine dikecektir. Buna engel olmak isteyen her kim olursa olsun, omzundaki apolete, altındaki koltuğa, arkasına aldığı güçlere bakılmaksızın karşısında biz Kıbrıslı gençleri bulacaktır...

Bizler bir kez daha umutsuzluğa karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunu haykırıyoruz. Düşlerimizi ve yarınlarımızı karartmaya çalışan ‘umutsuzluk tacirlerine’ hatırlatırız ki, yüreklerimizin yanında, direnmekteki kararlılığımız ve özgürlüğe olan tutkumuzla alanlarda olduğumuz sürece, hiçbir güç ortak vatanımızın yeniden birleştirilmesinin önüne geçemeyecektir.

Bu düşüncelerle bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumlarına ve bugün adamızda bulunun Türkiye’nin yürütmesinin başı olan Başbakan Tayip Erdoğan’a bir kez daha Kıbrıs’taki en yetkili taraflardan biri olarak gerekli anlaşmaları imzalayarak yada imzalatarak sorumluluklarını yerine getirmesini istediğimizi vurgularız.

 

Türkiye bu coğrafyadan sorumludur! (5 Nisan 2003, Lefkoşa)

Geçen yüzyılın başından beridir, şekil değiştirerek devam eden Kıbrıs sorununu çözme amacıyla, Kasım 2002’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu plan üzerinde yapılan görüşmeler, 10 Mart 2003 tarihinde Lahey’de çökmüştür. Son 5 aylık süre içerisinde, Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadığı kadar konuşulmuş, tartışılmış ve özellikle gençlik müthiş bir bilinçlenme dönemi geçirmiştir. Bu planın yarattığı depremle birlikte herkes saflarını belli etmiş, akıllarda yaşanan düşünsel devrim gerçeklerin daha fazla insan tarafından açıkça görülmesini sağlamıştır.

§          Onlarca yıldır Kıbrıs’ın kuzeyinde:

§          Atanmışların seçilmişlere hükmettiği,

§          Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin ve ona bağlı Yardım Heyetinin bu coğrafyada Türkiye’nin bir ilindeki vali gibi yetkilendirildiği,

§          Askerin kışlasında değil günün her anında, yaşamın her alanına ve herşeye müdahale edebildiği

bir ortamda dünyadan tecrit edilmiş halde yaşayan Kıbrıs Türk toplumu çok net olarak Denktaş’ın, çevresindekilerin ve meclisin kendilerini temsil etmediğini ve sadece aldıkları talimatları uyguladıklarını anlamıştır, bu nedenle bizler bu ülkenin kaderinin belirlendiği bugünlerde  doğru adrese yönelmeye karar verdik.

Kıbrıslı gençler olarak bizler, bir kez daha, sorunların rejimin sunduğu seçenekler içinde aranmasının hatalı olduğunu vurguluyoruz.

Rejimin hazırladığı vitrinlerde yer alarak, etkisiz ve yetkisiz görevlere talip olup sorunların çözümlenemeyeceği, uluslararası hukuğun geçersiz olduğu bir coğrafyada yapılacak seçimlerin hiç bir şeyi değiştiremeyeceği gerçeğinin farkında olan biz gençler, “statüko”ya karşı “özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış hemen şimdi!” sloganını yükselterek, umutsuzluğu yaratanlara karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimin tamamen talimatla yönetilen bir idare olduğunu açıkça ortaya koyan onlarca uluslararası döküman, açıklama ve rapor vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye karşı Ahmet An’ın başvurusu ile açılan davanın sonunda verdiği kararda Türkiye’nin adada bulundurduğu askeri gücüyle buradaki tüm politika ve hareketlerden sorumlu olduğunu vurgulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti burada bulundurduğu 30 bin üzerinde askerle ve kontrol ettiği kuzeydeki silahlı güçlerle yaşamın her alanına müdahale etmektedir.

Daha önce Menar’da grev yapan işçilere saldırılmış, onlarca kez haklarını arayanlara karşı acımasızca müdahaleler yapılmıştı. Ve son olarak 25 Mart 2003 tarihindede, Elye köyünde yaşananlar bu coğrafyada demokrasinin var olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. TC Genelkurmayından emiri altındaki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı polis güçleri, yukarıdan gelen talimatlarla, hiçbir yasal dayanağa sahip olmaksızın halkın toplantı yapmasını daha önce onlarca kez olduğu gibi Elye’de de zorbalıkla engellemiş, yıllardır ezilen ve sömürülen kesimlerin temsilcileri olan sendikacıları tutuklayıp mahkemeye vermiştir.

Yaşanan bütün bu olaylar ve çeşitli uluslararası dökümanlarla, Türkiye’nin bu coğrafyada yaşananlardan birinci derecede sorumlu olduğu gün gibi ortadadır.

16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında imzalanan Garanti Anlaşması ile, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin ve toprak bütünlüğünün korunmasını garanti etmişti. Rejimden beslenen grupların gözlerden kaçırmaya çalıştıkları hukuki gerçek tüm dünya’nın gözlerinin önünde durmaktadır. Garanti Antlaşmasına göre, Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumak; yani taksimini veya başka bir ülkeye bağlanmasını engellemekle ve bozulan düzenini yeniden tesis etmekle yükümlüdür. Türkiye’nin garantörlük hakları bunlarla sınırlıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kalktığını varsayarsak, o zaman Türkiye’nin garantörlük haklarının da uluslararası hukuğa göre hiçbir geçerliliği kalmayacaktır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’nin hakimiyeti tartışmasız ortadır. Bu nedenle Türkiye, kuzeydeki rejimin tam yetkili hamisi olarak sorumluluklarını yerine getirmeli ve Kıbrıs’taki sorunun çözümü için gerekli tüm anlaşmaları imzalamalı yada imzalatmalıdır.

Kıbrıslı gençlik olarak bizler, uluslararası dayanışma ile gerçekleştirdiğimiz bu eylemle sesimizi duyan herkesin bilmesini istiyoruz ki, köklerimiz asırlık zeytin ağaçları gibi bu toprağı derinden kavramıştır. Gençlik bu adadan göç etmeyecek, yurduna sahip çıkacak ve yırtılan bu haritayı zeytin dallarıyla –bir daha kopmamacasına- birbirine dikecektir. Buna engel olmak isteyen her kim olursa olsun, omzundaki apolete, altındaki koltuğa, arkasına aldığı güçlere bakılmaksızın karşısında biz Kıbrıslı gençleri bulacaktır...

Bizler bir kez daha umutsuzluğa karşı yeni bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunu haykırıyoruz. Düşlerimizi ve yarınlarımızı karartmaya çalışan ‘umutsuzluk tacirlerine’ hatırlatırız ki, yüreklerimizin yanında, direnmekteki kararlılığımız ve özgürlüğe olan tutkumuzla alanlarda olduğumuz sürece, hiçbir güç ortak vatanımızın yeniden birleştirilmesinin önüne geçemeyecektir.

Bu düşüncelerle bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumlarına bir kez daha Kıbrıs’taki en yetkili taraflardan biri olarak gerekli anlaşmaları imzalayarak yada imzalatarak sorumluluklarını yerine getirmesini istediğimizi vurgularız.

 

ABD Elçiliğine davet edilmememiz onurumuzdur! (10 Ekim 2003, Lefkoşa)

 

ABD Elçiliğinin 7 Ekim tarihinde bazı gençlik örgütlerini Kıbrıs’ın güneyindeki ABD Elçiliğine çağırarak burada görüşme yapma isteğini ırkçı, faşist parti MAP’ın gençlik kollarının da davet edilmesi ve bunu reddettiklerini kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla öğrendik.

YBH Gençlik, yaklaşık 2 hafta önce ABD Elçiliği önünde saldırganlığa ve şiddete karşı eylemdeydi. Buradan da anlaşılmaktadır ki, sahte belgelerle Irak’ı işgal ederek, halen daha binlerce sivil insanın etkilenmesine neden olanlar, Ortadoğu’da İsrail terörüne verdikleri desteği hergün açıkça ortaya koyanlar, son olarak da tüm dünyanın İsrail’in Suriye’ye saldırısını kınarken, konunun Güvenlik Konseyinde görüşülmesini engelleyenler, bu işgalin sona erdirilmesi ve Ortadoğu’da her türlü terörün durdurulması için sokakta olan, mücadele eden ve saldırganlara karşı mücadelesini küresel direnişi örgütleyenlerle birlikte hergün yükseltmekte kararlı olan YBH Gençlik’i davet etmeye cüret edememişlerdir çünkü YBH Gençlik, 27 Eylül tarihinde elçilik önünde küresel barış ve adalet için toplananların ‘Irak işgaline son, Filistine özgürlük’ sloganını sahiplenmiş ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğini net şekilde ortaya koymuştu.

Bu koşullar altında YBH Gençlik olarak bizler, ABD Elçiliğine faşist partilerin bile çağrılmasını ama bizlerin çağrılmamasını anlayışla karşılamaktayız ve açıkça biz kez daha ortaya koyarız ki savaşa ve şiddete karşı mücadelede aldığımız bu cevabı gururla sahipleniyoruz ve bununla onur duyduğumuzu ortaya koyuyoruz.

Davet edilmemiş olsak da, ABD Elçisine cevabımızı bir kez daha burdan net şekilde ortaya koyuyoruz

‘Irak’ta işgale son verin, Ortadoğu halklarını rahat bırakın!’

 

B. Ortak deklarasyonlar

YBH Gençlik ile ONED Gençlik’ten Dipkarpaz Ortaokulu için uluslararası girişim (22 Eylül 2003, Lefkoşa)

Birleşik Demokratlar Gençliği ONED ile Yurtsever Birlik Hareketi Gençlik olarak Dipkarpaz’da yaşayan Kıbrıslı Rumları eğitim hakkından mahrum eden kuzeydeki rejim ile Türkiye’nin yürüttüğü çirkin uygulamayı kınıyoruz. Bu çirkin uygulama adadaki Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk Toplumlarının eğitim hakkını güçlendiren 3ncü Viyana Anlaşması’nın açık bir ihlalidir.

Çocukların evrensel insan haklarından biri olan eğitim hakkına aykırı olarak kuzeydeki rejim Kıbrıslı Rum çocukların eğitim taleplerini karşılayabilecek tek ortaokul olan Dipkarpaz Ortaokulu’nun yeniden açılmasına hala karşı çıkmaktadır.

Türkiye tarafından kucaklanan ve kuzeydeki rejim tarafından uygulanan bu provokatif eylemin, Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştirme yönündeki Ankara’nın uzun vadeli siyasi hedeflerine dayandığına inanıyoruz. Eğer kuzeyde son kalan birkaç Kıbrıslı Rum da eğitim haklarından mahrum edilirse, o zaman genç kuşak geleceğini Kıbrıs’ın güneyinde arayacak ve kısa süre içinde kuzeydeki Kıbrıslı Rumlar kuzeyi terk etmeye zorlanmış olacaktır. Aynı zamanda rejim istihdam olanakları ve demokratik prosedürlerin yoksunluğu nedeniyle Kıbrıslı Türk gençleri de adayı terk etmeye zorlamakta ve yerlerine Türkiye’den insanlar yerleştirmektedir.

Tüm bunları düşünerek uluslararası topluluğa ve tüm örgütlere çağrıda bulunuyor ve bu soruna çözüm bulunması amacıyla acil müdahalede bulunmalarını talep ediyoruz.

Bu, Dipkarpaz’da enklavda yaşayan birkaç köylünün sorunu değildir.

Bu, temel insan haklarına saygısızlık sorunudur.

Elena Neoptolemou  ONED Başkanı - Nevzat Hami YBH Gençlik Genel Sekreteri

 

MİLLİYETÇİLİĞE ARTIK DAHA FAZLA KAN YOK (24 Temmuz 2003, Lefkoşa)

1974 savaşının yıldönümü olan her Temmuz ayında her iki taraftan sade yurttaşlar savaşta öldürülmüş  insanlarını, masum çocuklarını, kardeşlerini  hatırlayıp anarlar.

1950’li yıllardan başlayarak 1974’te adanın “nihai” bölünmesine dek 60’lı yıllarda da devam eden süreçte binlerce masum Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum yerinden edilmiştir. Hayatları, her iki tarafın egemen sınıflarının siyasi amaçları ile adanın  Ortadoğu petrol kaynaklarına yakın Akdeniz’de stratejik konumunu denetim altına almaya çalışan Büyük Güçler tarafından biçimlendirilmiştir.

Yıllarca her iki taraftan “milliyetçiler” iki taraf arasında farklılıkları ve nefret duygularını körüklemek amacıyla kendi insanlarının acılarını büyütmektedirler. Çatışmalar ve gerginlikler yaşanıyor. Militarizm “günlük yaşamın parçası” haline getirilmiştir. Kıbrıs, korkunç düzeyde orduların, askeri güçlerin ve silahların yığıldığı bir toprağa dönüştürülmüştür. Militarizme ve milliyetçiliğe karşı çıkanlar baskıya uğruyor. Militarizme karşı yazı yazanlar kuzeyde askeri mahkemelerde yargılanıyor. Son kırk yıldan beridir milliyetçiler insanlarımızın çektiği acıları kendi çıkarları doğrultusunda sömürmektedirler.  Artık onlara YETER demeliyiz. Onları durdurmalıyız. Milliyetçiliğe ve savaşa artık kan yok! Her iki taraftan da binlerce sade yurttaş bu arzuyu paylaşıyor. Binlerce sade yurttaş “öteki tarafa” geçerek yitirdiklerini tanıyıp paylaşarak birbirleriyle buluşmuşlardır. Her iki taraftan sade yurttaşlar arasında barış ve yeniden yakınlaşma arzusu çok belirgindir.

Bu arzuya bir yanıt olarak kuzeyde ve güneyde yapacağımız anma törenleriyle onlarca yıl boyunca, özellikle de adanın “nihai” biçimde bölündüğü Temmuz 1974’te öldürülmüş binlerce masum Kıbrıslı Türk ve Kıbrıs Rumu anacağız. Acıların “bölünmüşlüğü” yoktur – savaşlar için karar vermemiş, savaşları istememiş ama yaşamlarını bu savaşlarda yitirmiş Kıbrıs’ın sade yurttaşları için acılar ortaktır. Onları unutmuyoruz, onları öldüren canileri de affetmiyoruz ve biliyoruz ki ancak  savaşlara ve kan göllerine  nihai bir sonuç verdiğimizde ve adada barış ve demokrasiyi sağlamak için çalıştığımızda adalet yerine gelecektir.

Ortaya koyduğumuz bu inisiyatifle Kıbrıs’ta yaşayan sade insanların yanı sıra ada dışındakilere, özellikle Yunanistan ve Türkiye halkına güçlü bir barış ve yeniden yakınlaşma mesajı göndermek istiyoruz. Kolektif istemimiz ve ortak geleceğimiz nedeniyle birlikte barış için mücadele etmek istediğimiz yönündeki güçlü mesajı göndermek istiyoruz. Kıbrıs ortak ülkemizdir ve barış, demokrasi ve insan hakları için mücadelemiz de ortaktır. Birlikte yeni bir Kıbrıs kurmamız mümkündür.

Milliyetçiliğe ve Savaşa karşı İki Toplumlu Girişim

 

Savaşa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu Girişim Basın Açıklaması (5 Eylül 2003)

Geçen Nisan ayında Yeşil Hat’taki geçiş noktalarının açılışından bu yana 29 yıl aradan sonra yüzbinlerce Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk bölünmüşlük duvarını geçmişlerdir. Sade insanların birbirleriyle buluşma yönündeki bu kitlesel arzusu önceden tahmin edilemezdi. Her iki tarafta da milliyetçilik ve toleranssızlık büyük bir şamar yemiştir.

Gerçek şudur ki her iki tarafta siyasi liderlikler böylesi bir tarihsel gelişme yaratan bu patlama karşısında hazırlıksız yakalanmışlardır. Kıbrıslı Rumlar, hükümetleri ve siyasi partilerinin pasaport denetiminden geçmelerinin KKTC’nin tanınması anlamına geleceği gerekçesiyle kuzeye geçmekten kaçınmaları yönündeki çağrılarını dinlemediler. Aynı şekilde Kıbrıslı Türkler de Denktaş’ın kendi devletlerini “koruyup gözetme” çağrısını hiç dikkate almayarak binlercesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nden pasaport, kimlik kartı ve doğum kağıdı almaya koştu.

Her iki taraftan binlerce sade insanın kitlesel sivil itaatsizlik sergilemesiyle kendiliğinden ortaya çıkan bu durum, kuzey ve güneydeki siyasi liderlikleri korkutmuştur. Bu nedenle hem Papadopulos, hem de Denktaş, her iki taraftan insanlarca açılmış bu iletişim kanalını bloke etmek için her türlü çabayı gösteriyor. Ancak, onlara bu barış ve yeniden yakınlaşma ambiyansını geri çevirme izni vermemeliyiz. Her iki taraftan binlerce sade insan Kıbrıs konusunun barışçıl çözümünün artık zamanının geldiğine inanarak seslerini milliyetçilik ve savaşa karşı yükseltiyor.

Bu arzuya yanıt amacıyla, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk aktivistler ve siyasi grupların üyeleri, milliyetçiliğe ve savaşa karşı ortak mücadele amacıyla Milliyetçiliğe ve Savaşa Karşı İki Toplumlu Girişimi oluşturdular.

Yukarıda sözünü ettiğimiz çerçevede 26 Temmuz’da kuzeyde Muratağa köyü ile güneyde St. Constantine ve Helen’s Mezarlığı’nda ortak anma törenleri düzenleyerek her iki tarafta da savaş döneminde haksız yere öldürülmüş tüm Kıbrıslı Türkleri ve Kıbrıslı Rumları andık.

6-7 Eylül tarihlerinde ise kuzeyde bir köy olan Yeşilırmak’ta (Limnidi) haftasonu Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin biraraya geleceği bir Barış Kampı düzenliyoruz. Barış Kampı’nda iyi vakit geçirip eğlenmenin ötesinde iki toplumlu kitlesel bir yeniden yakınlaşma hareketinin oluşturulmasına katkıda bulunmak amacıyla ortak etkinliklerimizi geliştirerek ileri gitmenin yollarını tartışacağız.  Bundan sonraki adımımız ise Irak ve Filistin işgaline karşı uluslararası eylem günü olan 27 Eylül’de savaş karşıtı bir eylem düzenlemek olacaktır.

Bugün birbirimizle buluşup ortak eylem yapma olanağı, her iki tarafta da milliyetçiliğe karşı birlikte savaşma  potansiyelini taşımakta ve gelecekte Kıbrıs konusunun çözüm koşullarını belirleme, aynı zamanda Kıbrıs sorununu yaratarak korumak isteyenleri alaşağı etme yönünde alttan gelen bir hareket oluşturma olasılığını içermektedir.

 

Savaşa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu Girişim

Ergadiki Demokratia, YBH Gençlik, KSP ve Kıbrıslı Türk ve Rum bağımsız aktivistleri

 

ANTENİ SÖKÜN! (8 Kasım 2003, Lefkoşa)

Ağrotur İngiliz üslerinde dev Pluto anteni için denemeler başlatılmış ve bu yıl sonuna dek antenin devreye sokulması düşünülmektedir.

Söz konusu anten özellikle Orta Doğu ülkelerini ve bunun ötesindeki toprakları da hedef alan dev bir casus tertibatıdır – bu tertibat özellikle füzeleri izleme ve yönlendirmeye yönelik bir dünya casusluk sisteminin parçasıdır. Dev anten, bölge halkının sağlığına yönelik büyük bir tehlike oluşturmaktadır – antenden yayılan elektromanyetik radyasyon çeşitli kanser türlerine yol açmaktadır. Dev anten aynı zamanda Doğu Akdeniz’in en önemli ekosistemlerinden biri olan Ağrotur Sulak Arazisi üzerinde de yıkıcı bir etkiye sahip olacaktır. Kıbrıs hükümeti, antenin kuruluşuna karşı olduğunu deklare ederken, Britanya makamlarının kararına karşı herhangi bir adım atmayı reddetmektedir. Hükümet, Kuruluş Anlaşmaları ile bu anlaşmalardan doğan sorumluluklarına başvurmak yerine bunlara saygı duyulmasını sağlamaktan kaçınmaktadır. Anlaşma İngiliz emperyalistlere adadaki insanların sağlığını ve çevreyi tehdit etme, bölgedeki anti-emperyalist hareketlere ve halklara karşı casusluk yapma hakkı mı vermektedir?

9 Kasım Pazar günü Ağrotur’da saat 11.00’de herkesi bu antenin kuruluşuna karşı protesto yürüyüşüne katılmaya, bu tesisatın ortadan kaldırılarak Üslerin kapatılmasını talep etmeye çağırıyoruz.

Bu hareketi destekleyen örgütler arasında: Kıbrıs Yeşiller Partisi, İşçi Demokrasisi (Ergadiki Demokratia), Kıbrıs Sosyalist Partisi, Yurtsever Birlik Hareketi Gençlik, Baraka Kültür Merkezi ile Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum aktivistler bulunmaktadır.

 

İKİ TOPLUMLU GENÇLİK FORMU ORTAK DEKLERASYON

“1. Budapeşte'de 10 Mayıs'ta katılımcı örgütler tarafından Kıbrıs'ın AB üyeliğine çok yakın olduğu ve adanın yeniden birleştirilmesi için eşsiz bir fırsat penceresi sunduğu bir zamanda oybirliği ile kabul edilen deklarasyonu teyit ederler.

2. Nisan 2002'ten beri seyahat özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kısmen kaldırılması ve yeniden birleşmenin kanıtlanması, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türler arasında karşılıklı etkinlikler toplumların barış ve yeniden birleşmeye yönelik varolan güçlü isteğinin somut delili olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda statükoyu destekleyenler en temelde ayrılıkçı ve bölücü ulusal politikalarının yersiz olduğuna tanık olundu.

3. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasındaki karşılıklı ilişkilerle oluşan olumlu havayı selamlarken, pasaport sunulması zorunluluğu ve diğer sınırlamaları tümden kabul edilmez ve iyi niyet ruhu dışında buluyor ve acilen kaldırılması çağrısında bulunuyoruz. Aynı şekilde seyahat özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kısmen kaldırılması ve aynı zamanda diğer önlemlerin hiçbir koşul altında Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün yerini alamayacağını beyan ederiz.

4. Kıbrıs'ın Avrupa Birliğinin tam bir üyesi olacağı 1 Mayıs 2004 tarihinin öneminin farkındayız ve tüm barış güçlerinin statükonun alt edilerek Mayıs 2004'ü yeniden birleşmiş bir ada olarak karşılama mücadelelerini destekliyoruz.

5. Tüm Kıbrıs geçliğine barış ve yakınlaşma mücadelemize katılmaları ve böylece Annan Planı temelinde ortak yurdumuzun yeniden birleştirilmesi ve bir çözüm davamızın güçlendirilmesi çağrısı yaparız. Biz yeniden birleşmiş bir Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girmesini istiyoruz. Kıbrıs gençliği bundan sonra ayrılıkçı ve bölücü ulusalcı politikalarla yanıltılamayacaktır. Vizyonumuz birleşik bir Kıbrıs'ın bireyi olma, halkıyla birlikte barış, güvenlik, demokrasi ve refah içinde yaşamaktır.

İki toplumdaki barış güçleri, başarısızlıklara karşın, adamızın yeniden birleşmesi için umudumuzu korumaktaki tarihsel hedefimizi koruyoruz. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında yakınlaşma ve barışçıl birarada olma mücadelemizi sürdürme görevimiz vardır. Barışçıl ve güvenli federal bir Kıbrıs'ta çocuklarımızın geleceğini kurmada halkımızın birlikte çalışabileceği, yaşayabileceği ve mücadelesini bu uğurda güçlü çabaları ile birlikte mücadeleleri ile bu günlerin geleceğine güvenimizi beyan ederiz.

İki Toplumlu Gençlik Formu

EDON, CTP Gençlik Kolları, NEDHSY, YBH Gençlik,  NEDHK, BDH Gençlik Komitesi, NEOS, ONED

 

İKİ TOPLUMLU GENÇLİK FORMUNUN ORTAK AÇIKLAMASI (8-11 Mayıs 2003, Budapeşte)

8-11 Mayıs 2003'te Budapeşte'de 3. İki Toplumlu Gençlik Formunun organizatörleri olan EDON, CTP Gençlik Kolları, NEDİSİ, TKP Gençlik Kolları, NEDİK, YBH Gençlik, NEOS, BKP Gençlik Hareketi, ONED ve Yeşil Parti Gençlik; daha önceki açıklamalarını yeniden teyid ederken oybirliği ile aşağıdakileri açıklarlar:

1. BM ve büyük ölçüde Uluslararası Toplumun çabalarına karşın Kıbrıs Türk liderinin 11 Mart 2003'te Lahey'de BM planının bir referanduma konmasında hemfikir olmadaki isteksizliği nedeni ile BM gözetimi altındaki iki toplumlu görüşmeler Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasıyla sonuçlanması başarısızlığa uğramıştır. Daha önce de  belirtilen köklerini kendi vizyonundan alan uzlaşmazlığı büyük ölçüde adada iki ayrı devlet için Türkiye’deki karar verme güçlerince de paylaşılıyordu.

2. Bu olumsuz gelişmelere karşın, halen BM Güvenlik Konseyi'nin 1475 sayılı kararı ile güçlendirilmiş bir prosedür çerçevesinde BM'nin gözden geçirilmiş Annan Planı temelinde Kıbrıs'ı aktif olarak elde tutması ve görüşmelerin yeniden başlamasına kuvvetle inanıyoruz. Böylesi gözden geçirilmiş yeni bir inisiyatif, Mayıs 2004'de üyelik anlaşmasının yürürlükte olacağı ve bu tarihe kadar yeniden birleşmiş Kıbrıs'ın AB'ye katılımını gerçekleştirebilmek için böylesi bir çözüm kapsamlı, yaşayabilir ve Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm yaratabilmeyi hedeflemelidir.

3. Böyle bir çözüm, ilgili BM kararları, 1977 ve 1979 Üst Düzey Anlaşmaları temelinde iki kesimli (bi-zonal), iki toplumlu (bi-communal) bir Kıbrıs öngörmeli ve BM Anayasası, Uluslararası Hukuk ve AB Müştemilatına uyumlu olmalıdır. Çözüm tüm Kıbrıslıların insan hakları ve temel özgürlüklerine saygı göstermeli ve siyasi eşitlik ilkesini gözetmelidir. AB, Uluslararası topluluk bir bütün olarak BM çabalarını olanaklı kılmak ve desteklemek için en iyi düzeyde uğraşmalıdırlar.

4. 16 Nisan 2003'te Kıbrıs Avrupa Birliğine Üyelik Anlaşmasını imzaladı. Bir çözüm olmaması Kıbrıs halkını yeniden birleşmiş ortak anavatan çatısı altında AB'ye katılma fırsatından yoksun bıraktı. Bu gelişmeye bakılmaksızın, barış ve yeniden birleşme mücadelemize daha bağlı ve bundan da öteye daha kararlıyız. Bu geçmişte ve bundan sonra her zaman ortak davamızda en büyük ve gerçek maksadımız olmaya devam edecektir.

5. Kapsamlı bir çözüm elde edilmesi çabalarına da yardımcı olacak Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında barışın geliştirilmesi ve uzlaştırılması ve işbirliğini teşvik eden tüm önlemleri selamlıyoruz.

6. Son 29 yılda Kıbrıs halkına empoze edilen serbest dolaşım üzerindeki  sınırlamaların izafi olarak kaldırılmasıyla ilgili olarak pasaport gösterilmesi gereğini ve diğer tüm kısıtlamaları yakınlaşma ve iyi niyet anlayışı dışında görüp tümüyle kabul edilmez olarak değerlendiriyoruz.  Bu nedenle her türlü kısıtlamanın acilen kaldırılmasını ısrarla istiyoruz.

7. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasındaki şahit olunan etkileşim, milliyetçilerin çatışmaların (farklılıkların) etnik yapıdaki farklılıktan beslendiği (teşvik edildiği) fikrinin yanlış olduğu kanıtlanmış ve farklılıklar içerisinde Kıbrıs halkının güçlü bir birlik kurabileceklerinin güçlü bir delili olmayı sağladı.

8. Daha önce belirtilen gelişmeleri selamlarken bizler ayrıca, mevcut durumun Kıbrıs sorununa bir çözüm ile bağdaşmadığının önemini belirtiyoruz. Bölünmenin tümden aşılması gerekli politik isteklilik ve ilgili tarafların siyasi bir çözüm elde amacıyla özlü görüşmelere hazır olduklarını beyan etme yolu ile gerçekleştirilebilir.

9. Bizler Kıbrıs gençlerini, barışın ilerletilmesi ve yakınlaşmanın ileri götürülmesi mücadelemize katılma bu bağlamda ortak ülkemizin yeniden birleşmesi ve bir çözüm davamızı güçlendirmeye davet ediyoruz. Kıbrıslı gençlik artık milliyetçilerin ayrımcılık ve bölünme politikaları ile daha uzun süre yanıltılamayacaktır. Vizyonumuz, halkının barış, güvenlik, demokrasi ve refah içerisinde yaşayabileceği AB üyesi birleşik federal bir Kıbrıs'tır.

Her iki toplum içerisindeki gençlerin, başarısızlıklara karşın, adamızın yeniden birleşmesi umutlarımızı koruma tarihsel görevi vardır.  Yakınlaşma ve Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında barışçıl bir arada varolma için mücadelemize devam etme sorumluluğumuz vardır. Halkımızın barışçıl gönençli bir Federal Kıbrıs'ta çalışma, yaşama ve çocuklarımızın geleceğini kurmaya yoğunlaşmış bir çaba ile birlikte mücadeleyi yapmaya muktedir olduğumuza kuşkumuz olmadığını beyan ederiz.

 

Budapeşte- 10 Mayıs 2003


EDON - Yiorgos LOUKAIDES  (İmza)

CTP Gençlik Kolları - Nuri SILAY (İmza)

NEDISI - Thanassis TSOKOS (İmza)

TKP Gençlik KollarıEvrim HINÇAL (İmza)

NEDIK- Nestoras NESTOROS (İmza)

YBH Gençlik - Nevzat HAMİ (İmza)

NEOS - Yiangos YIANGOULLI (İmza)

BKGH - Abdullah KORMAZHAN (İmza)

ONED- Michalis PERSIANIS (İmza)

NEOI- Theodosia HADJILOE (İmza)


 

C. Avrupa Gençlik Formu

Kıbrıs Gençlik Konseyi’nin (CYCIC) önerisi üzerine 21-22 Kasım 2003 tarihinde, Roma’daki Avrupalı Gençlik Forumu’nun (YFJ) Konsey Üyeleri (COMEM) toplantısında kabul ettiği “Kıbrıs’ta Gençlik Konuları” başlıklı karar

 

Avrupa Gençlik Forumu’nun tüzüğüne göre, foruma üye örgütler,

·          “AB, Avrupa Konseyi, BM gibi uluslararası kurumlara gençlikle ve gençlik örgütleriyle ilgili tüm konularda danışmanlık yapma;

·          Gençlerin ve gençlik örgütlerinin toplumda ve karar alma süreçlerinde katılımını artırmak;

·          Avrupa’da genç insanlar arasında düşünce ve deneyim alışverişi, karşılıklı anlayış ve eşit haklarla fırsat eşitliğinin öncülüğünü yapma” işlevine sahiptir.

Tüzüğüyle belirlenmiş bu amaç ve hedeflerini ve özellikle Kıbrıs’taki somut durumu dikkate alan YFJ, Kıbrıs Cumhuriyeti ve onun genç yurttaşlarının durumuna ilişkin tüm BM Kararları, BM Genel Sekreteri’nin Raporları, Avrupa Konseyi’nin karar ve tavsiyeleri, AB Komisyonu’nun Genişleme Sürecine ilişkin Raporları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını desteklediğini vurgulamaktadır.

 

Her iki toplumdan genç Kıbrıslılar, Türk askeri gücünün varlığındaki şimdiki rejimden ciddi biçimde etkilenmektedir. Bu nedenle AB’ye ve BM’ye çağrıda bulunuyor ve diyoruz ki:

·          Tüm genç Kıbrıslıların serbest dolaşımını, yerleşimini ve mülkiyet edinme özgürlüğü ile insan haklarını güvence altına alınız;

·          Tüm genç Kıbrıslıların barış içinde yaşama ve güvenlik hakkını güvence altına alınız;

·          İşgal edilmiş bölgedeki rejim karşıtlarının insan haklarını sağlayıp koruyunuz;

·          İşgal edilmiş bölgede düşünce ve ifade özgürlüğünü sağlayınız;

·          İşgal edilmiş bölgede demokratik katılım hakkı ile örgütlenme özgürlüğünü sağlayınız.

 

Forumumuzun kendi doğasına saygı göstererek ve son otuz yıldan bu yana Kıbrıslı gençlerin karşı karşıya bulunduğu belirli sorunları ele alma gereksinimiyle, tüm Kıbrıslı yurttaşlara yönelik dayanışma, barış ve adalet ilkelerine aktif bağlılığımızı yeniden teyid etme ihtiyacımız vardır.

Tek yurttaşlık, tek egemenlik ve Kıbrıs yurttaşlarına tek uluslarar